12 Ocak 2010
07 Ocak 2010
Honda Hindistan'dan Asya pazarına yönelik bir süpermini

09 Aralık 2009
Honda P-Nut
Bir uzay gemisiyle tuhaf bir böceğin melezini andıran Honda P-Nut şehir otomobili konsepti, Los Angeles Otomobil Fuarı'nda tanıtıldı: Açılımı, "Personal Neo Urban Transport". Okunuşuysa "peanut" ile aynı, yani yerfıstığı anlamına geliyor. Büyük ve lüks otomobillerde karşılaştığım hiçbir konseptüel tasarım beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Boyutlar ne kadar sınırlı olursa, tasarım da o kadar akıl ister. Sorunlar, eksilen her santimetreyle birlikte kat kat artar. Ama çözümler de o derece çarpıcı olur.25 Kasım 2009
2010'un en iyi 10 otomobili
Birinci nesil Jazz'ın ne kadar çok araştırmadan ve anketten birinci çıktığını bu blogu takip edenler iyi bilir. 2001'den 2008'e kadar yedi yıl boyunca defalarca yılın otomobili, sınıfının en iyi otomobili, bütün sınıfların en sorunsuz otomobili gibi ünvanlarla taçlandırıldı. Kullananlar biliyor, hiçbiri de haksız veya abartılmış payeler değildi.01 Ekim 2009
İki yeni Honda: CR-X ve Skydeck


27 Ağustos 2009
Yeni bir otomobil blogu
11 Ağustos 2009
Süpermini MPV sınıfında Jazz'ın durumu
Auto Express İngiltere, yılın otomobilini seçerken bu sefer Jazz, Note ve Colt gibi otomobilleri süpermini sınıfından çıkarıp Süpermini MPV (multi purpose vehicle) sınıfına kaydırdı. Bu sınıfın bu seneki şampiyonu, Citroen C3 Picasso. Citroen markalarda hala diplerde yer alsa da C3 Picasso'yla haklı bir birincilik aldı. 500 litrelik bagajı, uygun fiyatı ve çok geniş iç hacmiyle amacına çok iyi hizmet eden bir otomobil. Auto Express, C3'ün nasıl öne çıktığını şöyle yazmış: "Honda Jazz da Nissan Note da mükemmel otomobiller. Picasso'nun zafere ulaşması için çok çalışması gerekti." "C3'ün esas cazibesi içinde. İçi bir üst sınıftaki otomobilleri utandıracak kadar geniş ve akıllı."
Yani Jazz ve bildik rakiplerini benzersiz kılan özellikleri bir adım ileriye götürmüşler ve çok iyi bir iş yapmışlar. Jazz ve Note hala ilk üçte ve yazıda tavsiye edilen otomobiller olarak geçiyor; ancak Jazz için şöyle bir eleştiri de geçmiş: "Jazz'ın donanımını, tasarımını ve kalitesini seviyoruz ama artık rakipleri kadar esnek değil. Ama büyük boy bir aile otomobilinden küçük sınıfa geçmeyi düşünenler için her açıdan kusursuz bir seçenek."
Bu doğru bir tespit: Jazz boyunu eski kasaya göre sadece 5 cm uzatırken diğer markalar bu sınıfa artık 20-30 cm daha uzun ve dolayısıyla daha da geniş iç hacimli modellerle giriyor. Kompakt otomobil boyundaki bu süpermini MPV'ler, esneklik bakımından Fiesta ve Polo boyundaki Jazz'dan elbette daha avantajlı. Bu sınıfta otomobil alacakların önceliklerini çok iyi belirlemesi gerekiyor. Ne Jazz yanlış otomobil, ne de C3 Picasso rakipsiz. Eğer 400 litre bagaj yeter diyorsanız Jazz ufak boyutlarıyla tam bir şehir otomobili. Park etmesi kolay, trafikte çok çevik. C3 Picasso Jazz kadar iyi yol tutuşlu veya hızlı olamaz. Ama bu özelliklere önemli bulmuyorsanız fazladan para ödemeye de gerek yok. İki otomobil de piyasada sadece birkaç aydır var ve uzun vadede nasıl bir grafik çizeceklerini kesinlikle bilmiyoruz. Ama bahis oynuyor olsaydık Citroen'in işçilik konusundaki kötü şöhretini ve Honda'nın, özellikle de Jazz'ın bu alandaki rakipsiz (hala gerçekten rakipsiz) kalitesini değerlendirmek mantıklı olurdu.
Yazıyı bir değişiklik yapıp Frankfurt Otomobil Fuarı fotoğraf galerisiyle kapatıyorum...
03 Ağustos 2009
Satılık 2009 Model Jazz Fun+ düz
2009 model Honda Jazz Fun+
9200 km
Türkuaz
Araç sadece sağ arka kapıdan hasar almıştır. Servis tarafından sağ kapı ve alt marşpiye orjinalliği bozulmadan değiştirilmiştir. Çamurlukta sürtmeden dolayı çok az boya vardır. Bunların haricinde sorunsuz bir araçtır.
Fiyat: Gerek nakit ihtiyacımdan gerekse bu değişikliklerden dolayı fiyatını elimden geldiği kadar makul tutmayı düşünüyorum.
Ciddi alıcılar olursa mail yolu ile araca ait hasarlı ve güncel resimlerini göndermem mümkündür.
Tel: 0505 493 99 30
15 Temmuz 2009
İlk Uzun Yol Raporu
Geleneksel Temmuz tüketim raporumu sundum, şimdi arabanın uzun yol karakterinden kısaca bahsedeyim.
1- Bu Jazz eskisi kadar olmasa da yine yüksek devirlerde motor sesi alıyor. Ama yine de bizi rahatsız edecek düzeye çıkmadı.
2- Yeni kasa, spor modeller dışında kağıt üstünde sınıfının en iyi 0-100 ve ara hızlanma değerlerinden birine sahip. Bu değerler sadece kağıt üstünde kalmayıp yol üstünde de kendini gösteriyor. Klima açık, bagajı tam dolu ve iki yetişkin + bir çocuk taşıyor, bu sırada rampada ilerliyor; birden sollamaya mı çıkmak gerekti? Hiç sorun değil. Hızlı devirlenen güçlü motorun buna hazır olmadığı bir an yok zaten. Düz vitesli Jazz, daha hızlı gitmemesi için özel çaba isteyen çok atak bir otomobil. Bu kadar başarılı bir motorla otomatiğinin de kendi rakipleri karşısında özel bir yeri olmalı. Vites geçişlerinden vakit kaybettirse dahi her bir vitesteki ara akselerasyonu iyi olacaktır gibi geliyor bana. I-SHIFT Jazz sahipleri kendi izlenimlerini yazarlarsa bu tahminimin ne derece doğru olduğunu görürüz.
3- Cam tavan hiç de korktuğum gibi çıkmadı. Klimalı yolculuk sırasında güneş tepedeyken bile rahatça tavan açık gidilebiliyor. Tabii sıcaklık açısından diyorum; yoksa güneşin göz alacağı bir açıda öyle devam etmek zor. Ayrıca tavanı kapatıp da dik güneşin altına park ettiğinizde normal tavanlı bir otomobil ne kadar ısınacaksa bu da o kadar ısınıyor. Cam tavanlı bir Jazz almayı düşünüp de aşırı ısınmadan korkanlar varsa içleri rahat edebilir: Güney güneşinde denendi ve onaylandı. Yeter ki tavanı park halindeyken açık unutulmasın.
4- VSA bu yolculukta kesinlikle (ve en azından bir) hayat kurtardı. Duble yolda sol şeritten 90'la ilerlerken yolun sağından tam önümüze hızla bir bisikletli çıktı. Mesafe çok kısaydı, frenli ya da frensiz kesin çarpacaktık. Ben de VSA'ya sığınıp direksiyonu sertçe kırdım. Bilim ve teknoloji el ele verip arabanın altına görünmez raylar yerleştirmiş gibi, o imkansız durumdan pürüzsüz bir şekilde sıyrıldık. Araba o koşullarda normalde olacağı şekilde değil, tam benim istediğim şekilde hareket etti. Eğer bu olayı VSA'sız bir otomobille yaşasaydık çok ciddi bir kaza geçirirdik.
Kazayı engellemeyi hedeflemesiyle aktif güvenlik sistemlerinin kesinlikle en önemlisi olan ESC ve VSA gibi teknolojiler, yeni otomobil alacakların bir numaralı önceliği olmalı. Bir alt sınıfta bu sistemi sunan bir seçenek varsa sadece bunun için üst sınıftan vazgeçilebilmeli. İnsan başına ne zaman böyle bir şeyin geleceğini bilemiyor.
Not: İstanbul'a dönerken feribotla geçmeyeceğiz, yolumuz daha uzun olacak. Dönüşü de ayrıca yazacağım.