22 Kasım 2005

Pirelli 2006!

İçinde Jazz ya da tüketim gibi kelimeler geçmeyen fakat yine ilginizi çekeceğini sandığım bir haberim var: Pirelli'nin 2006 takvimi çıktı!

17 Kasım 2005

Kısa haberler

Jazz, Honda'nın iddiasına ve tarafsız ölçümlere göre dünyanın en az tüketen benzinlisiydi: düne kadar! (En yakın rakibi de Toyota Yaris). Nissan'ın 2007'de çıkacak olan modeli Versa'nın 1.8 litre/120 hp'lik CVT şanzımanlı modelinin "Jazz'dan bile daha az yaktığı" açıklandı. Rakamlar henüz ortada yok ama koskoca Nissan'ın da yalan söyleyecek hali yok. İşin en cazip tarafı, bu modelin Astra - Golf - 307'lere kardeş gelen bir orta sınıf üyesi olmasına rağmen Jazz'la aynı fiyatla, yani 12.000 Amerikan dolarına satılacağının duyurulmuş olması. Tabii bu ucuzluk sadece Amerika'ya özgü kalabilir çünkü Nissan'ın fabrikalarından biri de orada. Yine 2007'de çıkması beklenen 2. nesil Jazz'ın nasıl motorlarla donatılacağı ve ünvanını geri alıp almayacağı henüz belli değil.

- Lifestyles adlı bir dergiden (ABD): "Honda'nın Fit'i ve Toyota'nın Yaris'i, 12.000 dolara çok kaliteli bir müzik sistemi, ABS, çoğul havayastıkları ve sayısız donanım sunuyor. Detroit'in (Amerika'nın Bursa'sı) bu fiyata bu özellikleri veren bir araba üretip üretemeyeceğini zaman gösterecek."
Bu makaleden de önemli bir şey anlıyoruz: Amerika gerçekten de ucuz ve kaliteli otomobil yapmayı beceremiyor (Kişisel fikrimi sorarsanız büyük ve pahalılarda da inanılmaz yeteneksizler). ABS ya da havayastıkları, Japon markaların giriş modelleri için seneler önce standart hale gelmiş özellikler. Avrupalılardaysa Polo ya da Clio gibi arabalarda bile daha yeni standart olmaya başlıyor. Eğer Detroit rekabetçi arabalar üretemezse ne olacağını şimdiden görmek mümkün. Japonlar muhtemelen çok satacak, karşılarına rakip yerliler hemen çıkamayacak, amerikan otomotivi zor günler geçirmeye ve işçi çıkarmaya başlayacak, bu sefer japonlara karşı tepki büyüyecek, aynı geçmişte yaptıkları gibi gösteriler düzenleyip ufak japon otomobillerini yakılıp dozerlerle ezecekler, Amerikan hayat tarzını sürdürmenin yolunun çok benzin tüketmekten geçtiğini haykıracaklar (aslında doğru hani), sonra yine geçmişte olduğu gibi Amerikan firmaları küçük, ucuz ve kaliteli arabalar yaptığında da bu sefer Amerikalılar bu arabaları beğenmeyecek, bazı firmalar iflas edecek. Bu anlattıklarımın çok benzeri 70'lerde petrol krizinde ve 80'lerde de Amerikanların otomobil yapmayı artık hiç becerememeye başladıkları ve halkın japonlara rağbet ettiği yıllarda yaşandı, o yüzden yine olursa şaşırmam.

- Auto Express İngiltere'den, özet: Platformu ve iç mekanı Jazz mantığıyla düzenlenmiş yeni Civic, sınıfını dağıtacak. Diğer firmaların yeni nesil arabaları gittikçe büyüyüp içleri de daralırken Civic 35 mm daha alçalmış ancak buna rağmen dünyanın resmen en geniş iç hacimli orta sınıf arabası ünvanını kazanıyor. Civic HB, Focus, Golf ve Astra gibi arabalardan kesinlikle daha güzel ve çok daha geleceğe ait. Seat'ın yeni Leon'u bile bu Civic'in görsel çarpıcılığıyla yarışamıyor. 485 litrelik şaşırtıcı bagajı, sınıfının şimdiye kadar lideri olan Focus'un bile 100 litre ilerisinde.


15 Kasım 2005

Bir kere daha sınıfının en iyisi

Yabancı kaynaklardan öğrenip burada sunduğum sayısız araştırma sonucunun ardından bu günlüğün takipçilerine sürpriz gelmeyeceğinden emin olduğum bir haberim var. Honda Jazz, her sınıfın en iyisinin seçildiği bir ankette -yine- küçük sınıfın en iyi otomobili seçildi.
Ancak bu seferki anketin katılımcı sayısı ve kaynağı, Jazz'ın zaferlerine alışık olan şahsımı bile heyecanlandırmaya yetti.

Anket, dünyanın en çok seyredilen, sevilen ve yorumlarına herhalde en çok saygı duyulan otomobil programı Top Gear (BBC) tarafından gerçekleştirilmiş. Jeremy Clarkson (ki dünyanın en zor beğenen adamlarından biridir) tarafından sunulan programda Jazz zaten çok iyi yorumlar almıştı.

Ancak bu ankette Jeremy Clarkson'ın parmağı yok. Sonucu, tam 76,050 Top Gear izleyicisi (ve internet sitesi takipçisinin) oyları belirlemiş. Küçük sınıfta Honda Jazz birinci, kompaktın şampiyonu Mazda 3, orta sınıfta da Skoda Superb oyları toplamış. Üst sınıfın birincisi Lexus IS, MPV sınıfında Mazda Premacy, 4x4'lerde Lexus RX300, sporlarda muhteşem Honda S2000 ve süper sporlarda da efsanevi Porsche 911 galip.

Ankette sınıf sınıf oylanan 159 otomobilin bir de topluca listesi var. Üç Skoda modeli dışında tamamı Japonlar tarafından işgal edilmiş ilk on, şöyle sıralanıyor:

1- Honda S2000
2- Lexus IS200/300
3- Lexus RX300
4- Skoda Superb
5- Skoda Octavia
6- Honda Jazz
7- Honda Accord
8- Subaru Legacy
9- Skoda Fabia
10- Subaru Forester

Japonların başını çektiği anketin en kötü sonuçları Fransızlara, en şaşırtıcı sonuçları da son yıllarda kalitede ciddi bir düşüş yaşadıkları sektör takipçileri tarafından ısrarla söylenen iddialı Alman markalarına ait. Mercedes, VW, BMW ve Audi gibi firmaların şaşırtıcı düşüşü Synovate kalite araştırmasının da en beklenmedik sonucuydu.

159 arabalık liste çok uzun olduğundan sadece bizde tanınan otomobillerin durumunu sunuyorum:

11- Toyota Yaris
16- Honda CR-V
17- Mazda 3
19- Mazda 6
21- Honda Civic
23- Toyota Avensis
24- Toyota Corolla
28- Hyundai Getz
34- Seat Toledo
35- Nissan X-Trail
38- BMW 3
45- Toyota Avensis (2003 öncesi)
49- BMW 5
54- BMW X5
55- Audi A4
56- Seat Leon
57- VW Jetta
65- Toyota Corolla Verso
66- Nissan Micra
67- VW Golf
69- Audi A3
79- Ford Mondeo
81- Ford Focus
82- VW Passat
83- VW Beetle
84- Mercedes SLK
86- Seat Ibiza
87- Hyundai Accent
92- VW Touran
97- Nissan Almera
98- Opel Astra
100- Ford Fiesta
103- Alfa Romeo 156
104- Opel Corsa
106- Jeep Grand Cherokee
107- Nissan Primera
112- VW Polo
113- Mercedes C Sport Coupe
115- Mercedes C
116- Mercedes CLK
120- Kia Rio
122- Opel Vectra
125- Renault Clio
128- Citroen C2
135- Citroen C3
138- Ford Focus C-Max
139- Mercedes E
143- Mercedes A
144- Fiat Punto
145- Ford Fusion
147- Renault Scenic
148- Peugeot 406
151- Peugeot 206
152- Renault Megane II
154- Fiat Stilo
155- Mercedes M
156- Renault Laguna
158- Peugeot 307

Citroen ya da Peugeot'nun bu ankette de, önceki kalite araştırmasında da bu derece başarısız olmaları otomobillerden anlayanlar için çok şaşırtıcı değil ancak son yıllarda güvenlikte büyük adımlar atan Renault'nun her türlü araştırmada dibe vurmaya devam etmesini gerçekten ibret verici buluyorum. Fransız firmalar tasarımlara harcadıkları zamanın yarısını modern ve ekonomik motorlar geliştirmeye, onda birini de işçilik ve malzemeyi iyileştirmeye harcasalardı eminim çok daha iyi dereceler almış olurlardı. 206'yla 307'yi hiç beğenmeyen ve Peugeot firmasının 306 ve 406 gibi nefis tasarımlarına ihanet edişi gibi gören biri olarak bu iki modelin en kötü sonuçları almasına üzüldüğümü söyleyemeyeceğim...

Sizleri, bu sayısız araştırmaların hepsinde de kötü sonuçlar alan otomobillerin neden Türkiye'nin en çok satanları olduğu sorusuyla baş başa bırakıyorum. Gerçekten de bu kadar zengin miyiz?

27 Ekim 2005

"Budur!" #2: Jazz'a "En Kaliteli Ürün" ödülü

Synovate'ın yaptığı bir ürün kalitesi anketinde Jazz, açık arayla ve - iki ödülle - birinci oldu: Hem en sorunsuz küçük hatchback, hem de sınıflar arası toplamda en sorunsuz araba.

Anket şu şekilde gerçekleştiriliyor: otomobil satıldıktan sonraki 90 gün boyunca müşteriden gelen her türlü şikayet kaydediliyor. Örneğin satılan araba başına Mercedes E sınıfının 8, Ford Fiesta'nın da ortalama 15 şikayet aldığı ankette Jazz'ın otomobil başına aldığı şikayet sadece 4,9 ve bu da anketteki en düşük değer. 80
kadar otomobilin değerlendirilmeye alındığı anketin genel ortalaması araç başına 13,7 şikayet.

Mercedes ve Audi gibi lüks markaların son yıllardaki düşüşleri devam ederken BMW yükselişe geçmiş. Genel olarak bakıldığında önceki senelere göre otomobillerin kalitesi %45 civarında artış göstermiş.

Anketin ayrıntılarına bu adresten ve Engineering News sitesinde 24 Ekim 2005 tarihin
de çıkan haberine de buradan ulaşabilirsiniz.

Not: Anketin grafiklerini dokunmadan yayınlıyorum. Türkçeleştirmeyle ilgili soracaklarınız olursa lütfen çekinmeyin.

Honda, Çin'den şikayetçi

24 Ekim tarihli bir Reuters haberi, uzun süredir bütün Jazz sahiplerinin şüphelendiği bir konuya açıklık getiriyor. Elimden geldiğince çeviriyorum:

"Honda'nın Kalite Sorunları"

Bu, Honda'nın toplam kalitedeki haklı şöhretini de düşünecek olursak, atabileceğimiz en olanaksız başlıktı.

Ancak Honda, Jazz'ın Çin'de üretilen ve şu anda Avrupa'da satılan versiyonlarında bazı kalite sorunları olduğunu kabul etti. Bu sorunların iç bölüm işçiliğinde ortaya çıktığı görülüyor. Honda bu sorunu kaynağında çözmeye çalıştığını ve arabaların Avrupa'ya gelişlerinde çok sıkı kontrolden geçirilip, sorunların bayilere dağıtılmadan düzeltildiğini açıkladı.

Honda'nın duyurusu, Çin'le ilgili ciddi sorunlara işaret ediyor: Yerel parça üretimini Dünya standartlarına yükseltmek ve yerel işçilerin bu parçaları aynı yüksek standartlarda montajlamasını sağlamak.
Honda bile bu konuda güçlük çekiyorsa, batıya otomobil ihraç etmek isteyen Çinli firmaları ne gibi sorunların beklediğini hayal bile etmek zor.


Haber bu kadar, daha fazla detay yok. Geçtiğimiz yaz boyunca yerli basında çıkan çeşitli haberlerde, Çin'deki yeni fabrikada üretilecek olan Jazz'ların Avrupa'yla birlikte Türkiye'ye de gönderileceği duyurulmuştu. Ancak yabancı haberlerde bu daima "Çin'li Jazz'lar sadece Avrupa kıtasına gönderilecek" şeklinde geçti.
Türkiye'ye gelen Jazz'ların Çin mi yoksa Japon kaynaklı mı olduğu konusunda bazı 2006 model Jazz sahipleri kendi araştırmalarını yaptılar ve kendi Jazz'larının Japonya'dan geldiğini öğrendiklerini belirttiler.

Neticede Honda'nın da açıkça ifade ettiği bir memnuniyetsizliği varsa soruna şimdiden çözülmüş gözüyle bakabiliriz.

17 Ekim 2005

Budur!

Bu günlüğe bir sene önce Ekşi Sözlük'te başladığımdan bu yana çok soru cevapladım. Giderlerin ardından en çok gelen merak edilen konu, arabanın gerçekten de o kadar geniş olup olmadığıydı. Cevap olarak sayısal veriler fazla işe yaramıyordu. Aynı TV kanallarındaki "dannn" efekti gibi bir şey "çakmak" gerekiyordu.

O "dannn" efektine dün yabancı bir otomobil dergisinin sayfalarını karıştırırken rastladım. Beni ileride vereceğim nice uzun cevaplardan kurtaran, kalem tutan elleri dert görmeyesice Rogelio Rivera (Auto Plus, Meksika) çok açık bir şekilde yazmış:

"Jazz, Toyota Rav4 ve Honda HR-V gibi araçlardan daha geniş bir yaşama alanı sunuyor. Jazz ayrıca yine bir Honda modeli olan CR-V dışında (2004 sonu itibariyle) varolan bütün kompakt SUV'lardan daha fazla diz mesafesine, Mitsubishi Outlander'dan da daha yüksek bir tavana sahip."

Jazz'ın Polo'larla, Fiesta'larla vs. karşılaştırılmasını niye çok saçma bulduğum artık anlaşılmıştır herhalde. Bu arabayı bir senedir kullanıyorum, içini ve yapabildiklerini görüp de şaşırmayan tek bir kişiye rastlamadım, buna Nissan X-Trail sahibi bir
arkadaşım da dahil.

Soranlara bundan sonra Astra - Polo - Fiesta vs. ölçülerinden, bagaj hacimlerinden vs. bahsetmek yerine sadece bu örneği vereceğim.

12 Ekim 2005

Honda WOW, Jazz'ın geleceği mi?

Honda, 39. Tokyo Otomobil Fuarı'na varolan modellerinin yanı sıra üç de konsept aracıyla katılıyor. Bunlardan Jazz meraklılarını en ilgilendirebilecek olanı, Jazz (Fit), FR-V (Edix) ve benzeri tek hacimli Honda modellerinin geleceği hakkında önemli ipuçları veren WOW (Wonderful Open-hearted Wagon) konsepti.

Motor ya da şanzımanı konusunda bilgi verilmeyen WOW'un göze ilk çarpan özellikleri şunlar:

- Öne ve arkaya kayarak açılan kapılar,
- Yanlara doğru açılan 2:1 oranlı iki bagaj kapısı,
- Evcil hayvanları sağlıklı ve sorunsuz bir şekilde taşımak için tasarlanmış geniş ve havalandırmalı bölmeler
- Alçak bagaj girişi
- Hareket rahatlığı sağlayan orta koridoru,
- Parke benzeri kaplaması sökülüp çok kolay temizlenebilen tamamen düz zemin,
- Bagaj bölmesinde ihtiyaç durumunda kullanılabilen iki kişilik koltuk
- Her şekli alabilen ve gerektiğinde tamamen sökülebilen toplam 3 koltuk sırası
- Yan aynaların görevini üstlenen kameralar
- Aracı boydan boya kateden cam tavan şeridi
- Şeffaf kapı altları (Sebebini sormayın, ben de bilemiyorum:)

WOW konseptinin çeşitli fotoğraflarına bu ve bu adreslerden erişmek mümkün (sanırım ikisi de aynı)

Jazz'dan CRX çıkar mı?

Honda'nın efsanevi kupesi CRX, neredeyse 20 sene sonra, yeni nesil Jazz platformunun türevi olduğu iddia edilen bir temel üzerinde yeniden doğuyor. Hakkında iki internet haberi ve Newsweek dergisinden çekilmiş gibi duran şüpheli bir fotoğraf dışında henüz pek bir bilgi olmasa da duyduklarımı aktarayım (çok eğik açıdan çekilmiş sayfa fotoğrafının arabaya ait bölümünde perspektif düzeltme yapmaya çalıştım, yine de orantılarda hata olabilir)

1- 1.6 litrelik ve 115 beygirlik bir motor,
2- Bu motorun gücünü son damlasına kadar değerlendirecek olan son derece hafif bir gövde (800 kiloyu aşmayacak deniyor, ağırlık / güç oranına bakılırsa gerçekten çok hızlı olacak)
3- Jazz'daki gibi ortaya konumlandırılmış benzin deposu ve bu sayede uygulanan Jazz arka koltukları sayesinde ufaklığına rağmen hiç de dar olmayan, rahat bir kupe.

Resmin doğru olduğunu varsayıyorum: hoş bir araba olmakla birlikte orijinal CRX'teki hırçın görüntüden çok uzaklaşmış. Sanki CRX gibi benzersiz bir arabanın devamı olmaktan çok Mitsubishi Colt CZ ya da küçük sınıftan herhangi bir GTI'ın rakibi gibi duruyor. Yine de böyle bir aracı kullanmadan sadece şekline bakarak değerlendirmeye kalkışmak yanlış olur. CRX'i tekrar canlandırırken eskisi gibi 160 değil de 115 beygirlik bir motor kullanılıyorsa bir bildikleri vardır diye düşünüyorum.

Neticede Lotus Elise'in de giriş modelinde sadece 120 beygirlik bir motor var ama Elise, benim diyen ciddi spor otomobillerin %90'ından daha yüksek akselerasyona sahip. Hafiflik önemli.

08 Ekim 2005

Paris trafiğinden manzaralar

Bir haftalık tatilimiz sona erdi, yediğim içtiğim benim olsun ve hemen Paris'in arabalarından bahsedeyim.

Her gün neredeyse onar saatimiz yürümekle geçtiğinden, otomobilleri bol bol gözlemleme fırsatım oldu.

Bazı notlar:

- Paris trafiğinde bir hafta boyunca tek bir Astra ya da Golf görmedim. İlk başta eksikliklerini anlamadım ancak iki üç gün sonra farkına vardım bu tuhaflığın. Sonraki günler özellikle arandım durdum, gerçekten de hiç rastlamadım. Focus, Mazda 3 ya da Corolla'lardan birer ikişer zar zor gördüm. Çok az Corsa ve Polo vardı, onlar da hep eski kasaydı. Fiesta gördüğümü hatırlamıyorum, Civic'ten de taş çatlasa 4-5 kere gördüm. Megane II HB gani gani vardı, çoğu da üç kapılı 1.9 dizellerdi.

- Sokaklarda en bol Renault Twingo vardı. Değeri bizde pek anlaşılmayan ve artık zaten satılmayan bu muhteşem ufaklık, Fransızların gönlünde gerçekten de taht kurmuş durumda. Twingo'ya profilden dikkatlice bakarsanız Jazz'ı tasarlayanların ilham kaynağını tabak gibi görebilirsiniz, ya da bana öyle geliyor, kimsenin günahını almayayım.

- Twingo'nun ardından en çok rastladığım araba Smart Fortwo'ydu. İki kişinin binebileceği en geniş küçük araba olan Fortwo bizde "lüks oyuncak" muamelesi görüyor, gereksizce yüksek fiyatlara satılıyor. Oysa çok kullanışlı ve güvenli bir şehir arabası.

(Smart'a "Güvenli" dememe kardeşimin itirazı oldu, haklıdır, ancak o boydaki ve sınıftaki bir araba için kale gibi sayılabilir Fortwo)

- Diğer fransızlardan Citroën'in en çok gördüğüm modeli bizde pek tutulmayan Picasso oldu. Çok yeni olmalarına rağmen Peugeot 1007'lerden de bol bol gördüm, ancak öyle ezici bir Renault üstünlüğü var ki, diğer markalar çok gerilerde kalıyor.

- Twingo ve Smart'ların ardından en fazla karşılaştığım araba modeli eski Mini'ler oldu. Yeni Mini'lerden de az da olsa var ve neredeyse hepsi de Cooper S.

- Her Avrupa şehrinde olduğu gibi Paris trafiğinde de küçük arabalar çok yaygın, ancak "çok büyük" arabalardan da bol bol var. Mesela Renault Espace'ın eski - yeni bütün kasalarına bol bol rastladım.

- Taksilerde tuhaf bir Peugeot 407 ve Opel Zafira bolluğu vardı. Bu iki modeli trafikte normal şekilde görmek pek mümkün olmadı, neredeyse hepsi de taksiydi. Bu arada bizde dağı taşı kaplayan ve bir türlü ısınamadığım 307'lerden Paris sokaklarında çok az gördüm.

- Fransız malı olmayan arabaların azınlıkta olduğu Paris trafiğinde en çok denk geldiğim ithallerin başında Jazz vardı. Gördüğüm Jazz'ların neredeyse hepsinin de arka koltukları yatık durumdaydı, arabaların içi de dağ gibi ıvır zıvırla doluydu.

- En hoşuma giden şey, yine diğer Avrupa şehirlerinde de olduğu gibi, şoförlerin öndeki ve arkadaki arabalara "dokundurarak" parketmelerini seyretmekti. Arabanın boyu 4 metreyse ve park yeri de sadece 3,95 metreyse o araba oraya mutlaka giriyor. İtalya'da da bunu aynen yapıyorlar, ancak çok daha sert davrandıklarından tamponları paramparça dolaşıyorlar. Fransızlar çarpmaktan ziyade usturuplu bir şekilde ittiriyorlar. Pek de alışık olmadığımız bu olayı seyrederken "park sensörü" kavramı birden anlamsızlaşıveriyor, çünkü tamponun kendisi park sensörüne dönüşmüş durumda.

- Türkiye'ye dönünce gözüme ilk batan, yollarımızda anormal sayıda sedan otomobillerin olmasıydı. Paris'te sedan araba yok gibiydi, olanlar da genellikle lüks otomobillerdi. Bizdeki inanılmaz minibüs - taksi bolluğu da dikkatimi çeken başka bir nokta oldu.

Paris'in otomobilleri konusunda aklımda kalanlar bu kadar.

Ek:

Aklımda kalanlar bu kadar değilmiş, unuttuğum bir iki şey daha var:

1-Volkswagen'in
sokaklarda tanıtım için dolaştırılan yeni bir modeli vardı, adı da Fox. Çok ufaltılmış ve iki kapılı bir Golf Plus'a benzeyen bir model, muhtemelen pek de tutulmamış olan Lupo'nun yerine gelecek. Lupo'nun (Latince'de) kurt, Fox'ın da (İngilizce'de) tilki demek olduğunu düşünürsek...

2- Toyota Aygo ve tamamen aynı platform ve motor üzerine üretilen Peugeot 107'yi de tanıtımları sırasında dünya gözüyle görme fırsatım oldu. Çok küçük ama çok güzel şehir arabaları. Toyota Aygo'nun tasarımı 107'den kesinlikle daha güzel.