09 Aralık 2009

Honda P-Nut


Bir uzay gemisiyle tuhaf bir böceğin melezini andıran Honda P-Nut şehir otomobili konsepti, Los Angeles Otomobil Fuarı'nda tanıtıldı: Açılımı, "Personal Neo Urban Transport". Okunuşuysa "peanut" ile aynı, yani yerfıstığı anlamına geliyor. Büyük ve lüks otomobillerde karşılaştığım hiçbir konseptüel tasarım beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Boyutlar ne kadar sınırlı olursa, tasarım da o kadar akıl ister. Sorunlar, eksilen her santimetreyle birlikte kat kat artar. Ama çözümler de o derece çarpıcı olur.

Hakkında pek bilgi sunulmayan P-Nut, 3,4 m boyuyla Citroen C1'den biraz küçük. Jazz'ı Jazz yapan çözümlerle tasarlanmışsa (daha da fazlası var gibi duruyor), içinin sınıfına göre çok geniş olmasını beklemek gerekir.

25 Kasım 2009

2010'un en iyi 10 otomobili

Birinci nesil Jazz'ın ne kadar çok araştırmadan ve anketten birinci çıktığını bu blogu takip edenler iyi bilir. 2001'den 2008'e kadar yedi yıl boyunca defalarca yılın otomobili, sınıfının en iyi otomobili, bütün sınıfların en sorunsuz otomobili gibi ünvanlarla taçlandırıldı. Kullananlar biliyor, hiçbiri de haksız veya abartılmış payeler değildi.

Eski kasanın muazzam başarısının ardından yeni kasaya şüpheyle yaklaşanlar çok oldu, böyle bir başarının aynen devam ettirilmesi kolay bir şey değil elbette. Ama ikinci nesil Jazz, 2009'un ardından 2010'da da sınıfının en iyi otomobili seçildi.

Sözü Car and Driver'a bırakıyorum. 2010'un en iyi on otomobili (ikisi Honda):

Makaleyi zevkle çevirirdim ama ne yazık ki vaktim yok. İlerleyen günlerde fırsat buldukça çevirip eklemeye çalışacağım. Şimdilik bilinmesi gereken şu: Jazz geleneği aynen devam ediyor. Dokuz seneden sonra gelenek diyebiliriz herhalde.

01 Ekim 2009

İki yeni Honda: CR-X ve Skydeck

Honda, CR-Z'nin konsept tasarımını koruyarak üretime geçiriyor. Böylece marka, Civic Hybrid ve Insight'tan sonra sportif bir hibride de kavuşuyor. Dokuz saniyenin altındaki 0-100'üyle örneğin Mini Cooper'dan belki biraz daha iyi ama tipinden umduğumuz şekilde bir performans canavarı değil. Bu arabanın esas öne çıkan tarafı, 3.1 l/100 km'lik tüketimi.
Yalnız markanın tek yeni hibridi CR-Z değil. Bir sürprizleri daha var, o da Skydeck. Bu, 6 koltuklu bir hibrid MPV. CR-Z ile benzer çizgilere sahip:
Yalnız yeri gelmişken Jeremy Clarkson'ın Honda Insight'ın iddialı ikinci nesli hakkındaki şu yorumuna da yer vermek istiyorum:

"Normalde Hondalar, parçaları göz cerrahları tarafından birleştirilmiş gibi bir his verir. Ama Insight, fiyatını Toyota Prius'un altında tutabilmek için o kadar kötü imal edilmiş ki, sacı sanki arkasını görebileceğiniz kadar ince. Koltukları sanki iskeletinizi yıpratmak için tasarlanmış. Sürüşü berbat."

27 Ağustos 2009

Yeni bir otomobil blogu

Kenardaki linkler bölümüne eklediğim yeni bir site var: Otomobil Dünyası. Sahibinin yazılarını Ekşi Sözlük'ten zaten takip ederdim ve blog açtığını duyunca çok sevindim. Arşiv kısmına baktığınızda benim son bir yılda yazdığım kadarını bir ayda yazdığını görebilirsiniz :) Otomobil meraklıları gayet doyurucu bir bloga kavuştu.

11 Ağustos 2009

Süpermini MPV sınıfında Jazz'ın durumu

Auto Express İngiltere, yılın otomobilini seçerken bu sefer Jazz, Note ve Colt gibi otomobilleri süpermini sınıfından çıkarıp Süpermini MPV (multi purpose vehicle) sınıfına kaydırdı. Bu sınıfın bu seneki şampiyonu, Citroen C3 Picasso. Citroen markalarda hala diplerde yer alsa da C3 Picasso'yla haklı bir birincilik aldı. 500 litrelik bagajı, uygun fiyatı ve çok geniş iç hacmiyle amacına çok iyi hizmet eden bir otomobil. Auto Express, C3'ün nasıl öne çıktığını şöyle yazmış: "Honda Jazz da Nissan Note da mükemmel otomobiller. Picasso'nun zafere ulaşması için çok çalışması gerekti." "C3'ün esas cazibesi içinde. İçi bir üst sınıftaki otomobilleri utandıracak kadar geniş ve akıllı."

Yani Jazz ve bildik rakiplerini benzersiz kılan özellikleri bir adım ileriye götürmüşler ve çok iyi bir iş yapmışlar. Jazz ve Note hala ilk üçte ve yazıda tavsiye edilen otomobiller olarak geçiyor; ancak Jazz için şöyle bir eleştiri de geçmiş: "Jazz'ın donanımını, tasarımını ve kalitesini seviyoruz ama artık rakipleri kadar esnek değil. Ama büyük boy bir aile otomobilinden küçük sınıfa geçmeyi düşünenler için her açıdan kusursuz bir seçenek."

Bu doğru bir tespit: Jazz boyunu eski kasaya göre sadece 5 cm uzatırken diğer markalar bu sınıfa artık 20-30 cm daha uzun ve dolayısıyla daha da geniş iç hacimli modellerle giriyor. Kompakt otomobil boyundaki bu süpermini MPV'ler, esneklik bakımından Fiesta ve Polo boyundaki Jazz'dan elbette daha avantajlı. Bu sınıfta otomobil alacakların önceliklerini çok iyi belirlemesi gerekiyor. Ne Jazz yanlış otomobil, ne de C3 Picasso rakipsiz. Eğer 400 litre bagaj yeter diyorsanız Jazz ufak boyutlarıyla tam bir şehir otomobili. Park etmesi kolay, trafikte çok çevik. C3 Picasso Jazz kadar iyi yol tutuşlu veya hızlı olamaz. Ama bu özelliklere önemli bulmuyorsanız fazladan para ödemeye de gerek yok. İki otomobil de piyasada sadece birkaç aydır var ve uzun vadede nasıl bir grafik çizeceklerini kesinlikle bilmiyoruz. Ama bahis oynuyor olsaydık Citroen'in işçilik konusundaki kötü şöhretini ve Honda'nın, özellikle de Jazz'ın bu alandaki rakipsiz (hala gerçekten rakipsiz) kalitesini değerlendirmek mantıklı olurdu.

Yazıyı bir değişiklik yapıp Frankfurt Otomobil Fuarı fotoğraf galerisiyle kapatıyorum...

03 Ağustos 2009

Satılık 2009 Model Jazz Fun+ düz

Kahramanmaraş'tan Edip Aydar, yeni kasa Jazz'ını satıyormuş. İlgilenenlerin benimle değil kendisiyle temasa geçmesini rica edeceğim:

2009 model Honda Jazz Fun+
Düz vites
9200 km
Türkuaz

Araç sadece sağ arka kapıdan hasar almıştır. Servis tarafından sağ kapı ve alt marşpiye orjinalliği bozulmadan değiştirilmiştir. Çamurlukta sürtmeden dolayı çok az boya vardır. Bunların haricinde sorunsuz bir araçtır.

Fiyat: Gerek nakit ihtiyacımdan gerekse bu değişikliklerden dolayı fiyatını elimden geldiği kadar makul tutmayı düşünüyorum.

Ciddi alıcılar olursa mail yolu ile araca ait hasarlı ve güncel resimlerini göndermem mümkündür.

Tel: 0505 493 99 30

15 Temmuz 2009

İlk Uzun Yol Raporu

Geçtiğimiz Pazar sabahı feribotla Yenikapı'dan Bandırma'ya gittik. Depoyu orada doldurduk ve yola koyulduk. Yol ve trafik izin verdikçe hız sabitleyiciyi (cruise control) kullandım. Klimayı hiç kapatmadık. Yolun çoğunda 90 km/s, İzmir - Aydın otoyolunda ise 120+ km/s yaptık (sadece Selatin Tüneli'nde 80'e indim). İzmir'e vardığımızda tüketim 5,4 lt/100 km idi. Otoyoldan sonra Bodrum'da Yahşiyalı'ya varıncaya kadar ortalama tüketim 5,7 lt/100 km'ye yükselmişti. Sonuçta yaptığımız toplam yol 500 km ve kalan benzine göre menzil de 190 km idi. Aslında en az 42 litre benzinle yola çıktığımıza göre bu tüketimle geriye 42 - (5*5,7) = 13,5 lt veya daha fazla benzin kaldı. Peki neden 13,5 lt / 5,7 lt/100 km üzerinden 236 değil de 190 km menzil gösterdi? Sebebi, menzilin son birkaç kilometredeki tüketime göre hesaplanması. Otele varana kadar son kilometreleri tipik şehir içi trafiğinde geçirdik.

Geleneksel Temmuz tüketim raporumu sundum, şimdi arabanın uzun yol karakterinden kısaca bahsedeyim.

1- Bu Jazz eskisi kadar olmasa da yine yüksek devirlerde motor sesi alıyor. Ama yine de bizi rahatsız edecek düzeye çıkmadı.

2- Yeni kasa, spor modeller dışında kağıt üstünde sınıfının en iyi 0-100 ve ara hızlanma değerlerinden birine sahip. Bu değerler sadece kağıt üstünde kalmayıp yol üstünde de kendini gösteriyor. Klima açık, bagajı tam dolu ve iki yetişkin + bir çocuk taşıyor, bu sırada rampada ilerliyor; birden sollamaya mı çıkmak gerekti? Hiç sorun değil. Hızlı devirlenen güçlü motorun buna hazır olmadığı bir an yok zaten. Düz vitesli Jazz, daha hızlı gitmemesi için özel çaba isteyen çok atak bir otomobil. Bu kadar başarılı bir motorla otomatiğinin de kendi rakipleri karşısında özel bir yeri olmalı. Vites geçişlerinden vakit kaybettirse dahi her bir vitesteki ara akselerasyonu iyi olacaktır gibi geliyor bana. I-SHIFT Jazz sahipleri kendi izlenimlerini yazarlarsa bu tahminimin ne derece doğru olduğunu görürüz.

3- Cam tavan hiç de korktuğum gibi çıkmadı. Klimalı yolculuk sırasında güneş tepedeyken bile rahatça tavan açık gidilebiliyor. Tabii sıcaklık açısından diyorum; yoksa güneşin göz alacağı bir açıda öyle devam etmek zor. Ayrıca tavanı kapatıp da dik güneşin altına park ettiğinizde normal tavanlı bir otomobil ne kadar ısınacaksa bu da o kadar ısınıyor. Cam tavanlı bir Jazz almayı düşünüp de aşırı ısınmadan korkanlar varsa içleri rahat edebilir: Güney güneşinde denendi ve onaylandı. Yeter ki tavanı park halindeyken açık unutulmasın.

4- VSA bu yolculukta kesinlikle (ve en azından bir) hayat kurtardı. Duble yolda sol şeritten 90'la ilerlerken yolun sağından tam önümüze hızla bir bisikletli çıktı. Mesafe çok kısaydı, frenli ya da frensiz kesin çarpacaktık. Ben de VSA'ya sığınıp direksiyonu sertçe kırdım. Bilim ve teknoloji el ele verip arabanın altına görünmez raylar yerleştirmiş gibi, o imkansız durumdan pürüzsüz bir şekilde sıyrıldık. Araba o koşullarda normalde olacağı şekilde değil, tam benim istediğim şekilde hareket etti. Eğer bu olayı VSA'sız bir otomobille yaşasaydık çok ciddi bir kaza geçirirdik.

Kazayı engellemeyi hedeflemesiyle aktif güvenlik sistemlerinin kesinlikle en önemlisi olan ESC ve VSA gibi teknolojiler, yeni otomobil alacakların bir numaralı önceliği olmalı. Bir alt sınıfta bu sistemi sunan bir seçenek varsa sadece bunun için üst sınıftan vazgeçilebilmeli. İnsan başına ne zaman böyle bir şeyin geleceğini bilemiyor.

Not: İstanbul'a dönerken feribotla geçmeyeceğiz, yolumuz daha uzun olacak. Dönüşü de ayrıca yazacağım.

Not 2: Dönüşü yazmaya vaktim olmadı ama yazmaya değer herhangi bir durum da yok. İstanbul'a bu sefer 5.4 ortalama tüketimle vardım. Sabah 5 gibi yola çıktığımızdan birkaç saat klimasız gittik, ortalama bu sayede gidişe göre biraz daha düştü. Hızlı feribottan faydalanmadan Yalova üzerinden arabalı vapurla geldik ve 700 km kadar yol yaptık. Gayet keyifli ve sakin bir yolculuktu.

30 Haziran 2009

Kısa haberler ve bir de Ford garipliği

Bir aydır güncellemeye vakit bulamıyordum, bari yaşadığımı belli edeyim dedim. Çok kısa notlar:

- Eski Jazz'ımın 4 seneden uzun süre içinde arıza çıkaran tek parçası kornası olmuştu. Yeni Jazz'da da arızalanacak ilk parça korna olabilir. Geçenlerde bir nedenle uzun çalmam gerektiğinde sesin hafifçe dalgalandığını duydum. Kornada bu kadar zor olan nedir ki?

- Japonya'da yeni Jazz ilk çıktığında yapılan bir test sürüşünde arabanın 180'le giderken de 80 km/s hızdaki kadar stabil olduğundan bahsediliyordu, birçoğumuz bir yanlışlık vardır, mümkün değil diye ciddiye almamıştık. Şöyle söyleyeyim, tamamen doğru.

- Maksimum torkun 2800'den 4800 devir / dakikaya taşınmasının avantajları otobanda ortaya çıkıyor. Araba yüksek vites, yüksek hız ve yüksek devir kombinasyonunda bile gaza bastığınızda hemen cevap veriyor. Sanki motoru 1.3 motor değil, sanki gücü 100 hp değil. Bunun bir diğer avantajı da yüksek hızlı yolculukta tüketimin gayet mantıklı seviyelerde kalması. Eski Jazz'ımda 9-10 litrenin üstünde tüketim görmeyi bekleyeceğim hızda yenisi 8'i geçmedi.

- İki hafta kadar sonra Bodrum yolundayız. Kesinlikle hızlı gitmem ama düşük tüketim denemesi yapmaya da niyetim yok. Yani hiç az tüketeceğim diye kendimi sıkmadan rahat bir yolculuk yapmayı planlıyorum. O koşullardaki tüketimi elbette yazarım. Ama daha farklı detayları yazmak niyetindeyim, mesela sıcak yaz güneşi altında cam tavan nasıl bir sonuç verecek? İstanbul'da durumdan memnunum, cam tavan açıkken tek rahatsız olduğum şey güneşin parlaklığı oluyor ama ister klimalı ister klimasız sürüşte tepemde eskiden sac tavan olduğundakinden daha yüksek bir sıcaklık hissetmiş değilim.

- Güneş altında beklemiş arabaya ilk bindiğimde tavan kapalı değilse içerisi sıcak oluyor elbette. Bu durumda cama dokunduğumda bazen el değmeyecek sıcaklığa ulaşmış oluyor. Ama hava ne kadar sıcak olursa olsun, harekete geçtikten kısa bir süre sonra camın sıcaklığından eser kalmıyor. Rüzgar, cam tavanı gayet çabuk soğutuyor.

- Paspasların sabitlenememesi ufak ama önemli bir sorun. Bu konuda 3. parti çözüm önerecekler varsa hemen denemeye hazırım.

Bu arada başka bir markayla ilgili çok garip bir sorun:

Bir komşum, ÖTV indirimi döneminde Ford Focus aldı. Yalnız aldıktan kısa bir süre sonra - boyanın "sabitlenmemiş" olduğunun (doğru terim bu mu bilemiyorum) farkına vardı. Arabanın kapı içlerinden bagajına kadar birçok noktaya dokunduğunuzda boya ele yapış yapış geliyor. Elinizi biraz sürterseniz arabanın boyası parmaklarınıza bulaşıyor. ÖTV indirimine araba yetiştirmenin bedeli bu olabilir mi? Burada olan şeyin acaba boyanın fırınlanmasının (ya da sabitlenmesi için artık her ne yapılıyorsa) aceleye getirilmesiyle alakası olabilir mi?

Arabadaki tek sorun bu değil. Mesela hiçbir koltuğun kumaş kılıfı yerine tam geçirilmemiş. Koltukların üstüne bu kılıf geçirildikten sonra yerinden oynamaması için takılan her ne parçası varsa, çıtçıt mıdır, çengel midir, başka bir şey midir bilmiyorum, işte o şey yerine takılmamış. Hem de hiçbir koltukta.

Komşum konunun üstüne gidince bu iki soruna da başka Focuslarda da rastlandığını duymuş.

Bu konuda daha fazla bilgi edinirsem yazarım. Bir ihtimal burayı okuyan ve aynı boya sorununu yaşayan yeni Ford sahipleri varsa bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlayabilirim.

27 Mayıs 2009

Euro NCAP: 5 yıldız

Yeni kasa Jazz, Kuzey Amerika ve Japonya'da yapılan çarpışma testlerinden sonra Euro NCAP testinden de beş yıldız aldı. Eğer aşağıdaki filmi göremiyorsanız gerekli işlemlerden geçirmeniz için adresini veriyorum: http://www.youtube.com/watch?v=mJjUmZKNtbs



Teste alınan model 1.4 ES: Bu bizdeki Joy+'ya denk geliyor. Fun+ ise 1.4 EX olarak geçiyor. (Yani Türkiye'de aslında artık LS Jazz yok, hatırlarsanız fiyatların eskisine göre bu yüzden daha pahalı olduğunu yazmıştım).

Aslında bu Jazz'ın çarpışma testi sonuçları, birinci nesilden çok da farklı değil. Ama sekiz havayastığı ve ESC'nin standart sunulması gibi unsurlar belli ki bol bol puan kazandırmış.

ESC'nin (VSA) standart sunulup sunulmaması 5. yıldızın alınıp alınmayacağını da belirliyor artık. Yani kaza engelleyici sistemler, yeni güvenlik anlayışının ruhunu oluşturuyor. Yalnız Euro NCAP ESC'nin puanlamasını ya var ya yok şeklinde değil, kaç ülkede standart, kaç ülkede opsiyonel sunuluyor, kaç ülkede hiç sunulmuyor sorularının cevabına bakarak yapıyor.