

bir honda jazz sahibinin sürüş günlüğü ve otomobili hakkında bütün öğrendiklerini paylaşma köşesi


Auto Express İngiltere, yılın otomobilini seçerken bu sefer Jazz, Note ve Colt gibi otomobilleri süpermini sınıfından çıkarıp Süpermini MPV (multi purpose vehicle) sınıfına kaydırdı. Bu sınıfın bu seneki şampiyonu, Citroen C3 Picasso. Citroen markalarda hala diplerde yer alsa da C3 Picasso'yla haklı bir birincilik aldı. 500 litrelik bagajı, uygun fiyatı ve çok geniş iç hacmiyle amacına çok iyi hizmet eden bir otomobil. Auto Express, C3'ün nasıl öne çıktığını şöyle yazmış: "Honda Jazz da Nissan Note da mükemmel otomobiller. Picasso'nun zafere ulaşması için çok çalışması gerekti." "C3'ün esas cazibesi içinde. İçi bir üst sınıftaki otomobilleri utandıracak kadar geniş ve akıllı."
Yani Jazz ve bildik rakiplerini benzersiz kılan özellikleri bir adım ileriye götürmüşler ve çok iyi bir iş yapmışlar. Jazz ve Note hala ilk üçte ve yazıda tavsiye edilen otomobiller olarak geçiyor; ancak Jazz için şöyle bir eleştiri de geçmiş: "Jazz'ın donanımını, tasarımını ve kalitesini seviyoruz ama artık rakipleri kadar esnek değil. Ama büyük boy bir aile otomobilinden küçük sınıfa geçmeyi düşünenler için her açıdan kusursuz bir seçenek."
Bu doğru bir tespit: Jazz boyunu eski kasaya göre sadece 5 cm uzatırken diğer markalar bu sınıfa artık 20-30 cm daha uzun ve dolayısıyla daha da geniş iç hacimli modellerle giriyor. Kompakt otomobil boyundaki bu süpermini MPV'ler, esneklik bakımından Fiesta ve Polo boyundaki Jazz'dan elbette daha avantajlı. Bu sınıfta otomobil alacakların önceliklerini çok iyi belirlemesi gerekiyor. Ne Jazz yanlış otomobil, ne de C3 Picasso rakipsiz. Eğer 400 litre bagaj yeter diyorsanız Jazz ufak boyutlarıyla tam bir şehir otomobili. Park etmesi kolay, trafikte çok çevik. C3 Picasso Jazz kadar iyi yol tutuşlu veya hızlı olamaz. Ama bu özelliklere önemli bulmuyorsanız fazladan para ödemeye de gerek yok. İki otomobil de piyasada sadece birkaç aydır var ve uzun vadede nasıl bir grafik çizeceklerini kesinlikle bilmiyoruz. Ama bahis oynuyor olsaydık Citroen'in işçilik konusundaki kötü şöhretini ve Honda'nın, özellikle de Jazz'ın bu alandaki rakipsiz (hala gerçekten rakipsiz) kalitesini değerlendirmek mantıklı olurdu.
Yazıyı bir değişiklik yapıp Frankfurt Otomobil Fuarı fotoğraf galerisiyle kapatıyorum...
Bir aydır güncellemeye vakit bulamıyordum, bari yaşadığımı belli edeyim dedim. Çok kısa notlar:
- Eski Jazz'ımın 4 seneden uzun süre içinde arıza çıkaran tek parçası kornası olmuştu. Yeni Jazz'da da arızalanacak ilk parça korna olabilir. Geçenlerde bir nedenle uzun çalmam gerektiğinde sesin hafifçe dalgalandığını duydum. Kornada bu kadar zor olan nedir ki?
- Japonya'da yeni Jazz ilk çıktığında yapılan bir test sürüşünde arabanın 180'le giderken de 80 km/s hızdaki kadar stabil olduğundan bahsediliyordu, birçoğumuz bir yanlışlık vardır, mümkün değil diye ciddiye almamıştık. Şöyle söyleyeyim, tamamen doğru.
- Maksimum torkun 2800'den 4800 devir / dakikaya taşınmasının avantajları otobanda ortaya çıkıyor. Araba yüksek vites, yüksek hız ve yüksek devir kombinasyonunda bile gaza bastığınızda hemen cevap veriyor. Sanki motoru 1.3 motor değil, sanki gücü 100 hp değil. Bunun bir diğer avantajı da yüksek hızlı yolculukta tüketimin gayet mantıklı seviyelerde kalması. Eski Jazz'ımda 9-10 litrenin üstünde tüketim görmeyi bekleyeceğim hızda yenisi 8'i geçmedi.
- İki hafta kadar sonra Bodrum yolundayız. Kesinlikle hızlı gitmem ama düşük tüketim denemesi yapmaya da niyetim yok. Yani hiç az tüketeceğim diye kendimi sıkmadan rahat bir yolculuk yapmayı planlıyorum. O koşullardaki tüketimi elbette yazarım. Ama daha farklı detayları yazmak niyetindeyim, mesela sıcak yaz güneşi altında cam tavan nasıl bir sonuç verecek? İstanbul'da durumdan memnunum, cam tavan açıkken tek rahatsız olduğum şey güneşin parlaklığı oluyor ama ister klimalı ister klimasız sürüşte tepemde eskiden sac tavan olduğundakinden daha yüksek bir sıcaklık hissetmiş değilim.
- Güneş altında beklemiş arabaya ilk bindiğimde tavan kapalı değilse içerisi sıcak oluyor elbette. Bu durumda cama dokunduğumda bazen el değmeyecek sıcaklığa ulaşmış oluyor. Ama hava ne kadar sıcak olursa olsun, harekete geçtikten kısa bir süre sonra camın sıcaklığından eser kalmıyor. Rüzgar, cam tavanı gayet çabuk soğutuyor.
- Paspasların sabitlenememesi ufak ama önemli bir sorun. Bu konuda 3. parti çözüm önerecekler varsa hemen denemeye hazırım.
Bu arada başka bir markayla ilgili çok garip bir sorun:
Bir komşum, ÖTV indirimi döneminde Ford Focus aldı. Yalnız aldıktan kısa bir süre sonra - boyanın "sabitlenmemiş" olduğunun (doğru terim bu mu bilemiyorum) farkına vardı. Arabanın kapı içlerinden bagajına kadar birçok noktaya dokunduğunuzda boya ele yapış yapış geliyor. Elinizi biraz sürterseniz arabanın boyası parmaklarınıza bulaşıyor. ÖTV indirimine araba yetiştirmenin bedeli bu olabilir mi? Burada olan şeyin acaba boyanın fırınlanmasının (ya da sabitlenmesi için artık her ne yapılıyorsa) aceleye getirilmesiyle alakası olabilir mi?
Arabadaki tek sorun bu değil. Mesela hiçbir koltuğun kumaş kılıfı yerine tam geçirilmemiş. Koltukların üstüne bu kılıf geçirildikten sonra yerinden oynamaması için takılan her ne parçası varsa, çıtçıt mıdır, çengel midir, başka bir şey midir bilmiyorum, işte o şey yerine takılmamış. Hem de hiçbir koltukta.
Komşum konunun üstüne gidince bu iki soruna da başka Focuslarda da rastlandığını duymuş.
Bu konuda daha fazla bilgi edinirsem yazarım. Bir ihtimal burayı okuyan ve aynı boya sorununu yaşayan yeni Ford sahipleri varsa bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlayabilirim.
Auto Express İngiltere'nin geleneksel tüketici memnuniyeti anketi Driver 2009'un sonuçları açıklandı. Geçen seneye kadar ilk 5'ten aşağı düşmeyen ve çoğunlukla 1. ya da 2. olan 2001 Jazz, ilk kez bu sene belirgin bir düşüşte. Kasanın geçmişteki inanılmaz başarılarına bakarak bu düşüşün kalitesizlikten değil, son 8 senede çıkan rakiplerden kaynaklandığını vurgulamak lazım. Sonuçlara geçelim: