09 Aralık 2009

Honda P-Nut


Bir uzay gemisiyle tuhaf bir böceğin melezini andıran Honda P-Nut şehir otomobili konsepti, Los Angeles Otomobil Fuarı'nda tanıtıldı: Açılımı, "Personal Neo Urban Transport". Okunuşuysa "peanut" ile aynı, yani yerfıstığı anlamına geliyor. Büyük ve lüks otomobillerde karşılaştığım hiçbir konseptüel tasarım beni bu kadar heyecanlandırmıyor. Boyutlar ne kadar sınırlı olursa, tasarım da o kadar akıl ister. Sorunlar, eksilen her santimetreyle birlikte kat kat artar. Ama çözümler de o derece çarpıcı olur.

Hakkında pek bilgi sunulmayan P-Nut, 3,4 m boyuyla Citroen C1'den biraz küçük. Jazz'ı Jazz yapan çözümlerle tasarlanmışsa (daha da fazlası var gibi duruyor), içinin sınıfına göre çok geniş olmasını beklemek gerekir.

25 Kasım 2009

2010'un en iyi 10 otomobili

Birinci nesil Jazz'ın ne kadar çok araştırmadan ve anketten birinci çıktığını bu blogu takip edenler iyi bilir. 2001'den 2008'e kadar yedi yıl boyunca defalarca yılın otomobili, sınıfının en iyi otomobili, bütün sınıfların en sorunsuz otomobili gibi ünvanlarla taçlandırıldı. Kullananlar biliyor, hiçbiri de haksız veya abartılmış payeler değildi.

Eski kasanın muazzam başarısının ardından yeni kasaya şüpheyle yaklaşanlar çok oldu, böyle bir başarının aynen devam ettirilmesi kolay bir şey değil elbette. Ama ikinci nesil Jazz, 2009'un ardından 2010'da da sınıfının en iyi otomobili seçildi.

Sözü Car and Driver'a bırakıyorum. 2010'un en iyi on otomobili (ikisi Honda):

Makaleyi zevkle çevirirdim ama ne yazık ki vaktim yok. İlerleyen günlerde fırsat buldukça çevirip eklemeye çalışacağım. Şimdilik bilinmesi gereken şu: Jazz geleneği aynen devam ediyor. Dokuz seneden sonra gelenek diyebiliriz herhalde.

01 Ekim 2009

İki yeni Honda: CR-X ve Skydeck

Honda, CR-Z'nin konsept tasarımını koruyarak üretime geçiriyor. Böylece marka, Civic Hybrid ve Insight'tan sonra sportif bir hibride de kavuşuyor. Dokuz saniyenin altındaki 0-100'üyle örneğin Mini Cooper'dan belki biraz daha iyi ama tipinden umduğumuz şekilde bir performans canavarı değil. Bu arabanın esas öne çıkan tarafı, 3.1 l/100 km'lik tüketimi.
Yalnız markanın tek yeni hibridi CR-Z değil. Bir sürprizleri daha var, o da Skydeck. Bu, 6 koltuklu bir hibrid MPV. CR-Z ile benzer çizgilere sahip:
Yalnız yeri gelmişken Jeremy Clarkson'ın Honda Insight'ın iddialı ikinci nesli hakkındaki şu yorumuna da yer vermek istiyorum:

"Normalde Hondalar, parçaları göz cerrahları tarafından birleştirilmiş gibi bir his verir. Ama Insight, fiyatını Toyota Prius'un altında tutabilmek için o kadar kötü imal edilmiş ki, sacı sanki arkasını görebileceğiniz kadar ince. Koltukları sanki iskeletinizi yıpratmak için tasarlanmış. Sürüşü berbat."

27 Ağustos 2009

Yeni bir otomobil blogu

Kenardaki linkler bölümüne eklediğim yeni bir site var: Otomobil Dünyası. Sahibinin yazılarını Ekşi Sözlük'ten zaten takip ederdim ve blog açtığını duyunca çok sevindim. Arşiv kısmına baktığınızda benim son bir yılda yazdığım kadarını bir ayda yazdığını görebilirsiniz :) Otomobil meraklıları gayet doyurucu bir bloga kavuştu.

11 Ağustos 2009

Süpermini MPV sınıfında Jazz'ın durumu

Auto Express İngiltere, yılın otomobilini seçerken bu sefer Jazz, Note ve Colt gibi otomobilleri süpermini sınıfından çıkarıp Süpermini MPV (multi purpose vehicle) sınıfına kaydırdı. Bu sınıfın bu seneki şampiyonu, Citroen C3 Picasso. Citroen markalarda hala diplerde yer alsa da C3 Picasso'yla haklı bir birincilik aldı. 500 litrelik bagajı, uygun fiyatı ve çok geniş iç hacmiyle amacına çok iyi hizmet eden bir otomobil. Auto Express, C3'ün nasıl öne çıktığını şöyle yazmış: "Honda Jazz da Nissan Note da mükemmel otomobiller. Picasso'nun zafere ulaşması için çok çalışması gerekti." "C3'ün esas cazibesi içinde. İçi bir üst sınıftaki otomobilleri utandıracak kadar geniş ve akıllı."

Yani Jazz ve bildik rakiplerini benzersiz kılan özellikleri bir adım ileriye götürmüşler ve çok iyi bir iş yapmışlar. Jazz ve Note hala ilk üçte ve yazıda tavsiye edilen otomobiller olarak geçiyor; ancak Jazz için şöyle bir eleştiri de geçmiş: "Jazz'ın donanımını, tasarımını ve kalitesini seviyoruz ama artık rakipleri kadar esnek değil. Ama büyük boy bir aile otomobilinden küçük sınıfa geçmeyi düşünenler için her açıdan kusursuz bir seçenek."

Bu doğru bir tespit: Jazz boyunu eski kasaya göre sadece 5 cm uzatırken diğer markalar bu sınıfa artık 20-30 cm daha uzun ve dolayısıyla daha da geniş iç hacimli modellerle giriyor. Kompakt otomobil boyundaki bu süpermini MPV'ler, esneklik bakımından Fiesta ve Polo boyundaki Jazz'dan elbette daha avantajlı. Bu sınıfta otomobil alacakların önceliklerini çok iyi belirlemesi gerekiyor. Ne Jazz yanlış otomobil, ne de C3 Picasso rakipsiz. Eğer 400 litre bagaj yeter diyorsanız Jazz ufak boyutlarıyla tam bir şehir otomobili. Park etmesi kolay, trafikte çok çevik. C3 Picasso Jazz kadar iyi yol tutuşlu veya hızlı olamaz. Ama bu özelliklere önemli bulmuyorsanız fazladan para ödemeye de gerek yok. İki otomobil de piyasada sadece birkaç aydır var ve uzun vadede nasıl bir grafik çizeceklerini kesinlikle bilmiyoruz. Ama bahis oynuyor olsaydık Citroen'in işçilik konusundaki kötü şöhretini ve Honda'nın, özellikle de Jazz'ın bu alandaki rakipsiz (hala gerçekten rakipsiz) kalitesini değerlendirmek mantıklı olurdu.

Yazıyı bir değişiklik yapıp Frankfurt Otomobil Fuarı fotoğraf galerisiyle kapatıyorum...

03 Ağustos 2009

Satılık 2009 Model Jazz Fun+ düz

Kahramanmaraş'tan Edip Aydar, yeni kasa Jazz'ını satıyormuş. İlgilenenlerin benimle değil kendisiyle temasa geçmesini rica edeceğim:

2009 model Honda Jazz Fun+
Düz vites
9200 km
Türkuaz

Araç sadece sağ arka kapıdan hasar almıştır. Servis tarafından sağ kapı ve alt marşpiye orjinalliği bozulmadan değiştirilmiştir. Çamurlukta sürtmeden dolayı çok az boya vardır. Bunların haricinde sorunsuz bir araçtır.

Fiyat: Gerek nakit ihtiyacımdan gerekse bu değişikliklerden dolayı fiyatını elimden geldiği kadar makul tutmayı düşünüyorum.

Ciddi alıcılar olursa mail yolu ile araca ait hasarlı ve güncel resimlerini göndermem mümkündür.

Tel: 0505 493 99 30

15 Temmuz 2009

İlk Uzun Yol Raporu

Geçtiğimiz Pazar sabahı feribotla Yenikapı'dan Bandırma'ya gittik. Depoyu orada doldurduk ve yola koyulduk. Yol ve trafik izin verdikçe hız sabitleyiciyi (cruise control) kullandım. Klimayı hiç kapatmadık. Yolun çoğunda 90 km/s, İzmir - Aydın otoyolunda ise 120+ km/s yaptık (sadece Selatin Tüneli'nde 80'e indim). İzmir'e vardığımızda tüketim 5,4 lt/100 km idi. Otoyoldan sonra Bodrum'da Yahşiyalı'ya varıncaya kadar ortalama tüketim 5,7 lt/100 km'ye yükselmişti. Sonuçta yaptığımız toplam yol 500 km ve kalan benzine göre menzil de 190 km idi. Aslında en az 42 litre benzinle yola çıktığımıza göre bu tüketimle geriye 42 - (5*5,7) = 13,5 lt veya daha fazla benzin kaldı. Peki neden 13,5 lt / 5,7 lt/100 km üzerinden 236 değil de 190 km menzil gösterdi? Sebebi, menzilin son birkaç kilometredeki tüketime göre hesaplanması. Otele varana kadar son kilometreleri tipik şehir içi trafiğinde geçirdik.

Geleneksel Temmuz tüketim raporumu sundum, şimdi arabanın uzun yol karakterinden kısaca bahsedeyim.

1- Bu Jazz eskisi kadar olmasa da yine yüksek devirlerde motor sesi alıyor. Ama yine de bizi rahatsız edecek düzeye çıkmadı.

2- Yeni kasa, spor modeller dışında kağıt üstünde sınıfının en iyi 0-100 ve ara hızlanma değerlerinden birine sahip. Bu değerler sadece kağıt üstünde kalmayıp yol üstünde de kendini gösteriyor. Klima açık, bagajı tam dolu ve iki yetişkin + bir çocuk taşıyor, bu sırada rampada ilerliyor; birden sollamaya mı çıkmak gerekti? Hiç sorun değil. Hızlı devirlenen güçlü motorun buna hazır olmadığı bir an yok zaten. Düz vitesli Jazz, daha hızlı gitmemesi için özel çaba isteyen çok atak bir otomobil. Bu kadar başarılı bir motorla otomatiğinin de kendi rakipleri karşısında özel bir yeri olmalı. Vites geçişlerinden vakit kaybettirse dahi her bir vitesteki ara akselerasyonu iyi olacaktır gibi geliyor bana. I-SHIFT Jazz sahipleri kendi izlenimlerini yazarlarsa bu tahminimin ne derece doğru olduğunu görürüz.

3- Cam tavan hiç de korktuğum gibi çıkmadı. Klimalı yolculuk sırasında güneş tepedeyken bile rahatça tavan açık gidilebiliyor. Tabii sıcaklık açısından diyorum; yoksa güneşin göz alacağı bir açıda öyle devam etmek zor. Ayrıca tavanı kapatıp da dik güneşin altına park ettiğinizde normal tavanlı bir otomobil ne kadar ısınacaksa bu da o kadar ısınıyor. Cam tavanlı bir Jazz almayı düşünüp de aşırı ısınmadan korkanlar varsa içleri rahat edebilir: Güney güneşinde denendi ve onaylandı. Yeter ki tavanı park halindeyken açık unutulmasın.

4- VSA bu yolculukta kesinlikle (ve en azından bir) hayat kurtardı. Duble yolda sol şeritten 90'la ilerlerken yolun sağından tam önümüze hızla bir bisikletli çıktı. Mesafe çok kısaydı, frenli ya da frensiz kesin çarpacaktık. Ben de VSA'ya sığınıp direksiyonu sertçe kırdım. Bilim ve teknoloji el ele verip arabanın altına görünmez raylar yerleştirmiş gibi, o imkansız durumdan pürüzsüz bir şekilde sıyrıldık. Araba o koşullarda normalde olacağı şekilde değil, tam benim istediğim şekilde hareket etti. Eğer bu olayı VSA'sız bir otomobille yaşasaydık çok ciddi bir kaza geçirirdik.

Kazayı engellemeyi hedeflemesiyle aktif güvenlik sistemlerinin kesinlikle en önemlisi olan ESC ve VSA gibi teknolojiler, yeni otomobil alacakların bir numaralı önceliği olmalı. Bir alt sınıfta bu sistemi sunan bir seçenek varsa sadece bunun için üst sınıftan vazgeçilebilmeli. İnsan başına ne zaman böyle bir şeyin geleceğini bilemiyor.

Not: İstanbul'a dönerken feribotla geçmeyeceğiz, yolumuz daha uzun olacak. Dönüşü de ayrıca yazacağım.

Not 2: Dönüşü yazmaya vaktim olmadı ama yazmaya değer herhangi bir durum da yok. İstanbul'a bu sefer 5.4 ortalama tüketimle vardım. Sabah 5 gibi yola çıktığımızdan birkaç saat klimasız gittik, ortalama bu sayede gidişe göre biraz daha düştü. Hızlı feribottan faydalanmadan Yalova üzerinden arabalı vapurla geldik ve 700 km kadar yol yaptık. Gayet keyifli ve sakin bir yolculuktu.

30 Haziran 2009

Kısa haberler ve bir de Ford garipliği

Bir aydır güncellemeye vakit bulamıyordum, bari yaşadığımı belli edeyim dedim. Çok kısa notlar:

- Eski Jazz'ımın 4 seneden uzun süre içinde arıza çıkaran tek parçası kornası olmuştu. Yeni Jazz'da da arızalanacak ilk parça korna olabilir. Geçenlerde bir nedenle uzun çalmam gerektiğinde sesin hafifçe dalgalandığını duydum. Kornada bu kadar zor olan nedir ki?

- Japonya'da yeni Jazz ilk çıktığında yapılan bir test sürüşünde arabanın 180'le giderken de 80 km/s hızdaki kadar stabil olduğundan bahsediliyordu, birçoğumuz bir yanlışlık vardır, mümkün değil diye ciddiye almamıştık. Şöyle söyleyeyim, tamamen doğru.

- Maksimum torkun 2800'den 4800 devir / dakikaya taşınmasının avantajları otobanda ortaya çıkıyor. Araba yüksek vites, yüksek hız ve yüksek devir kombinasyonunda bile gaza bastığınızda hemen cevap veriyor. Sanki motoru 1.3 motor değil, sanki gücü 100 hp değil. Bunun bir diğer avantajı da yüksek hızlı yolculukta tüketimin gayet mantıklı seviyelerde kalması. Eski Jazz'ımda 9-10 litrenin üstünde tüketim görmeyi bekleyeceğim hızda yenisi 8'i geçmedi.

- İki hafta kadar sonra Bodrum yolundayız. Kesinlikle hızlı gitmem ama düşük tüketim denemesi yapmaya da niyetim yok. Yani hiç az tüketeceğim diye kendimi sıkmadan rahat bir yolculuk yapmayı planlıyorum. O koşullardaki tüketimi elbette yazarım. Ama daha farklı detayları yazmak niyetindeyim, mesela sıcak yaz güneşi altında cam tavan nasıl bir sonuç verecek? İstanbul'da durumdan memnunum, cam tavan açıkken tek rahatsız olduğum şey güneşin parlaklığı oluyor ama ister klimalı ister klimasız sürüşte tepemde eskiden sac tavan olduğundakinden daha yüksek bir sıcaklık hissetmiş değilim.

- Güneş altında beklemiş arabaya ilk bindiğimde tavan kapalı değilse içerisi sıcak oluyor elbette. Bu durumda cama dokunduğumda bazen el değmeyecek sıcaklığa ulaşmış oluyor. Ama hava ne kadar sıcak olursa olsun, harekete geçtikten kısa bir süre sonra camın sıcaklığından eser kalmıyor. Rüzgar, cam tavanı gayet çabuk soğutuyor.

- Paspasların sabitlenememesi ufak ama önemli bir sorun. Bu konuda 3. parti çözüm önerecekler varsa hemen denemeye hazırım.

Bu arada başka bir markayla ilgili çok garip bir sorun:

Bir komşum, ÖTV indirimi döneminde Ford Focus aldı. Yalnız aldıktan kısa bir süre sonra - boyanın "sabitlenmemiş" olduğunun (doğru terim bu mu bilemiyorum) farkına vardı. Arabanın kapı içlerinden bagajına kadar birçok noktaya dokunduğunuzda boya ele yapış yapış geliyor. Elinizi biraz sürterseniz arabanın boyası parmaklarınıza bulaşıyor. ÖTV indirimine araba yetiştirmenin bedeli bu olabilir mi? Burada olan şeyin acaba boyanın fırınlanmasının (ya da sabitlenmesi için artık her ne yapılıyorsa) aceleye getirilmesiyle alakası olabilir mi?

Arabadaki tek sorun bu değil. Mesela hiçbir koltuğun kumaş kılıfı yerine tam geçirilmemiş. Koltukların üstüne bu kılıf geçirildikten sonra yerinden oynamaması için takılan her ne parçası varsa, çıtçıt mıdır, çengel midir, başka bir şey midir bilmiyorum, işte o şey yerine takılmamış. Hem de hiçbir koltukta.

Komşum konunun üstüne gidince bu iki soruna da başka Focuslarda da rastlandığını duymuş.

Bu konuda daha fazla bilgi edinirsem yazarım. Bir ihtimal burayı okuyan ve aynı boya sorununu yaşayan yeni Ford sahipleri varsa bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlayabilirim.

27 Mayıs 2009

Euro NCAP: 5 yıldız

Yeni kasa Jazz, Kuzey Amerika ve Japonya'da yapılan çarpışma testlerinden sonra Euro NCAP testinden de beş yıldız aldı. Eğer aşağıdaki filmi göremiyorsanız gerekli işlemlerden geçirmeniz için adresini veriyorum: http://www.youtube.com/watch?v=mJjUmZKNtbs



Teste alınan model 1.4 ES: Bu bizdeki Joy+'ya denk geliyor. Fun+ ise 1.4 EX olarak geçiyor. (Yani Türkiye'de aslında artık LS Jazz yok, hatırlarsanız fiyatların eskisine göre bu yüzden daha pahalı olduğunu yazmıştım).

Aslında bu Jazz'ın çarpışma testi sonuçları, birinci nesilden çok da farklı değil. Ama sekiz havayastığı ve ESC'nin standart sunulması gibi unsurlar belli ki bol bol puan kazandırmış.

ESC'nin (VSA) standart sunulup sunulmaması 5. yıldızın alınıp alınmayacağını da belirliyor artık. Yani kaza engelleyici sistemler, yeni güvenlik anlayışının ruhunu oluşturuyor. Yalnız Euro NCAP ESC'nin puanlamasını ya var ya yok şeklinde değil, kaç ülkede standart, kaç ülkede opsiyonel sunuluyor, kaç ülkede hiç sunulmuyor sorularının cevabına bakarak yapıyor.

07 Mayıs 2009

Driver Power 2009: Eski Kasanın Yeni Durumu

Auto Express İngiltere'nin geleneksel tüketici memnuniyeti anketi Driver 2009'un sonuçları açıklandı. Geçen seneye kadar ilk 5'ten aşağı düşmeyen ve çoğunlukla 1. ya da 2. olan 2001 Jazz, ilk kez bu sene belirgin bir düşüşte. Kasanın geçmişteki inanılmaz başarılarına bakarak bu düşüşün kalitesizlikten değil, son 8 senede çıkan rakiplerden kaynaklandığını vurgulamak lazım. Sonuçlara geçelim:

- En iyi 100 otomobil listesinde birinci nesil Jazz, %87.24 ile 26. sırada. Birinci, %91.18 ile Jaguar XF.

- En başarılı firmalar listesinde Honda, 5. durumda. En başarılı firma yükselişini yıllardır istikrarlı bir şekilde sürdüren Skoda. Dipte ise istikrarlı düşüşünü yıllardır sürdüren Peugeot var. Renault ise sondan ikinci.

- Sınıflara göre en iyiler listesinde Jazz, yine ilk beşte. Skoda Fabia, Mercedes A serisi ve Mazda 2'nin ardından 4. olmuş. Beşinci sırada da Skoda Fabia var, ama eski kasası. Bu sıralamaya giremeyenleri hatırlatayım: Ibiza, Polo, Fiesta, Corsa, Grande Punto, Clio...

- Kategorilere göre yapılan sıralamalarda durum aşağıdaki gibi:

Performans: 94. olmuş. Listenin birincisi Porsche 911, sonuncusu VW Polo.

Yapım kalitesi: 100 otomobil arasında altıncı sırada. İlk beşte Lexus IS, Skoda Superb, Lexus RX, BMW 5 ve Honda S2000 var.

Giderler: 100'lük listenin 11. sırasında. İlk onun içinde Fiat 500, Toyota Aygo, bazı dizeller ve Prius var. Normal bir sonuç.

Sorunsuzluk: 5. sırada. Bu zaten Jazz'ın değerini yıllandıkça gösterdiği bir kategori. İlk dörtte ise Lexus IS, Toyota Prius, Kia C'eed ve Honda S2000 var.

Konfor: Listenin 75.'si. Bu aslında 100 otomobillik listenin kabaca pahalıdan ucuza sıralaması gibi bir şey. Volvo s60'ın birinci olmasını anlıyorum da, Focus'un 96., Astra'nın 97., Fiesta'nın 98., Colt'un 99. ve Note'un sonuncu olmasına şaşırdım.

Pratiklik: Jazz, 100'lük listede Land Rover Discovery'nin ardından ikinci.

Kullanım kolaylığı: Sekizinci. Daha iyi pozisyondaki yedi otomobil Mercedes, Lexus, Jaguar ve Land Rover modelleri.

Fren: Porsche 911 ve S2000'lerin tepelere oturduğu bir listede 67. sırada, yani sürpriz yok. Ama Passat ya da Focus gibi hiç tahmin etmeyeceğiniz otomobillerin üstünde, işte esas sürpriz orada.

Yol tutuşu: 71. sırada. Pozisyonu normal ama hangi modelleri geçtiği konusu yine kafa karıştırıcı.

Sürüş kalitesi: Ah, 95! Yeni kasada en çok geliştirilen yönün bu olması tesadüf değilmiş. Şehir içinde süspansiyon sertliğine yüksek hızlarda tekinsiz gidişi ve yan rüzgarlardan kolayca etkilenmesi de eklenince birinci nesilden bu konuda şikayet edenler hiç de az değildir.

Araştırma sonuçlarının adresini tekrar veriyorum; dikkatlice incelemenizi tavsiye ederim.

Peki yeni kasa Jazz acaba Driver Power 2010'da nasıl bir derece alır? Eski kasadan çok daha gelişmiş bir otomobil olsa da, birinci neslin rakipsiz olduğu günlerdeki kadar başarılı olabileceğine ihtimal vermiyorum. Çünkü Jazz'ın karşısında şimdi sıkı rakipler var. Örneğin Jazz artık 8 sene önce olduğu gibi açık ara farkla en az tüketen otomobil değil. Az tüketenlerden sadece birisi. Eskisiyle karşılaştırılmayacak derecede iyi yol tutuşu ve performansı var ama çağdaşları da bu konularda iyi. Geriye yapım kalitesi, sorunsuzluk ve pratiklik gibi 8 senedir Jazz'ın zaman zaman sınıfında, zaman zaman bütün sınıflar arasında zirveye yerleştiği kategoriler kalıyor. Ama Honda'nın açtığı yoldan giden yeni rakipler pratiklikte dengeleri değiştirebilir. Jazz artık bütün Honda modellerinin ve bütün sektörün içinde apayrı bir yere oturduğu dönemi kapatıyor olabilir. Yine iyi bir otomobil olarak kalacak - ama bu sefer belki de bir sürü iyi otomobilin arasında olacak.

Eğer çoğu kişinin olduğumu sandığı şekilde bir Jazz fanatiği olsaydım buna üzülebilirdim. Neyse ki değilim ve seviniyorum. Çünkü Jazz kötüleşmedi, rekabet aradaki açığı kapatmaya başladı. Gazeteci ağzıyla özetlersek, "tüketici kazanıyor."

Yine de bu listeleri iyi inceleyin; otomobil alırken yapım kalitesi ve sorunsuzluk gibi konularda diplerde sürünen modellere karşı temkinli olun. Performans gibi kategorilerdeki başarılar, şehirde sakince kullanılacak bir aile otomobili için pek önemli olmayabilir ama örneğin sorunsuzluk, ne tür bir otomobil alırsanız alın çok önemli bir kıstas olarak kalmaya devam edecek.

Skoda'nın son birkaç yıldır yükselişi ve bu ankette zirveye yerleşmesi, buna karşılık aynı ailenin üyeleri olan Audi, Seat ve VW'nin başarısızlığı çok ilginç. Markalar hakkındaki önyargılarımızı yıkmamız gerekiyor. takip edenler farkındadır, şurada kaç senedir Japon otomobilleri hakkındaki haksız yargıları, doğru bilinen yanlışları yıkmak için çok uğraştım. Aynısını fırsat buldukça Skoda için de yapmaya çalışacağım. Bunun için doğru dürüst bilgilenmem lazım, onun için de zaman lazım, yani uzun sürebilir.

03 Mayıs 2009

Anket

Cuma günü Honda Türkiye'den arayıp müsait olduğum bir ara görüşmek istediklerini söylediler. Nedeni anladığım kadarıyla bir müşteri memnuniyet anketi. Blogla alakası olup olmadığını bilmiyorum, bu konuda bir şey sormadım. Görüşme için gelecek arkadaşı yarın (Pazartesi) 14:00'da bekliyorum. Sonucu buradan iletirim.

Her periyodik bakımdan sonra Honda Türkiye'den en fazla iki gün içinde mutlaka bir telefon gelir ve hizmetinden yararlandığım servisle ilgili bir telefon anketi yapılır. Bu yüz yüze görüşme yeni otomobil alanlara yönelik farklı bir proje mi bilmiyorum.

Son zamanlarda benzer bir telefon almış yeni Honda sahibi var mı aranızda? Yorum kısmında açıklayabilir misiniz?

4 Mayıs 2009 eki: Anket öğleden sonra gerçekleşti. Beni arayanlar Honda Türkiye değil, GFK Türkiye adlı bir şirketmiş. Sadece bilgilerimi (başka müşterilerinkiyle birlikte) Honda'dan almışlar, ben de gürültülü ortamda konuşurken Honda'dan arandığımı sanmışım. Bu yalnız Honda'yı değil, bütün markaları kapsayan geniş çaplı bir tüketici memnuniyeti araştırması. Otomobille ilgili gerçekten çok detaylı soruların bulunduğu bir anket doldurdum. Sonucu ileride açıklandığında burada mutlaka yayınlarım.

Benzin uyarı ışığı

Birinci nesil Jazz'ın benzin uyarı ışığı, depoda yaklaşık 9 litre benzin kaldığında yanar. O yüzden de uzun yolda fazla dikkate aldığım bir uyarı değildi. 9 litre benzinle ve yaklaşık 5 lt / 100 km tüketimle yapılacak yol gayet uzun zaten.

Yeni kasanın yol bilgisayarı son birkaç dakikadaki tüketim ortalamanıza göre yapabileceğiniz kilometreyi sürekli güncellediğinden bu ışığın yanma şartı da doğal olarak değiştirilmiş.

İkinci nesil Jazz'ın uyarı ışığının yanmasında belirleyici etken anladığım kadarıyla kalan benzin miktarı değil, menzil. Uyarı ışığının ne zaman yanacağını son iki depoda denedim, ikisinde de tam 40 kilometre menzilim kaldığında yandı. Belki yine belirli bir benzin miktarında yanıyordur ve ben son iki seferdir aynı tüketim ortalamasını tutturmuşumdur. Ama uyarının iki denememde de menzilin 41'den 40'a düştüğü anda devreye girmesi tesadüf olmayabilir. Diyelim ki menzile değil kalan benzine göre yanıyor: Sonuncusunda ışık yandığı sırada ortalama tüketimim 5,8 lt / 100 km idi. Buna göre öbür türlü çalışıyorsa da yaklaşık 2 litre kaldığında devreye girmiş demektir.

Nasıl uyardığını da kısaca açıklayayım; benzin göstergesinde yanan sarı benzin pompası ikonuna ek olarak bir "ping" sesi ve yol bilgisayarının ekranında dev bir grafik çıktı. "Info" tuşuna basana kadar da ekranda kalmaya devam etti. Kaçırmak imkansız.

Türkiye'de 40 kilometre içinde benzinci bulamayacağımız bir yol var mı acaba? :)

02 Mayıs 2009

07 Nisan 2009

Jazz'a bir rakip daha

Jazz, sınıfında son zamanlarda zaten yalnız değildi. Birinci neslinin 2 milyonu geçen satış rakamı, birçok firmayı Jazz formülünü uygulamaya yönlendirdi. Şimdiye kadar bazıları çabucak unutulan (sanki herkesin aklına Fiat Idea geliyor), bazıları da haklı başarılara imza atan (Note ve Colt yeter) çok sayıda rakip çıktı. Sonunda Citroen de bu - hâlâ - gelecek vaat eden sınıfa el attı.

C3 Picasso'yla tanışın: 4,08'lik boyuyla 3,90'luk Jazz'dan 18 cm uzun. 4 metreyi geçen boyuyla Jazz'ın dahil olduğu süpermini sınıfına girmediğinden yapacağım karşılaştırma adil değil. Ama iki otomobil de benzer amaçlara yönelik olduğundan karşılaştırma yapmamak olmaz.

Bu 18 cm'lik fark, içeriye 500 litrelik bir bagaj ve koltuklar yatırıldığında 1506 litreye varan yükleme alanı olarak yansıyor. Yani Jazz'ı iki değerde de 100 litre geçiyor. Ama 18 cm'lik boy farkına rağmen içeri alabildiği en uzun yük, aynı Jazz'daki gibi 2,4 metre boyunda.

C3 Picasso'nun giriş modeli, İngiltere'de 13,695 sterline satılıyor. Bu fiyatıyla, giriş modeli 9990'a satılan Jazz'dan bayağı pahalı. Türkiye'de satışına Nisan ayı içinde başlanacak C3 Picasso'nun, normal C3'ten sadece %10-15 kadar daha pahalı olacağı söyleniyor şimdilik. Bu doğruysa Türkiye'de Jazz'dan daha ucuza satılabilir. 120 beygirlik benzinli 1.6 motorunun getirilmeyeceği ancak bunun dışında iki 1.6 (90 ve 110 bg) dizel ve bir de 1.4 (95 bg) benzinli motorla sunulacağı da söylenmekte.

Citroen, C4 Picasso'da yaptıklarının yarısını bile uygulasa C3 Picasso son derece pratik bir aile otomobili olur, hatta bu konuda rakiplerini ezip geçebilir. Ama benim esas merak ettiğim, sorunsuzluk konusunda nasıl bir grafik çizeceği. Jazz bu konuda çıktığından beri bütün dünyada rakipsiz. Jazz'ın verdiği güvenin satış rakamlarındaki rolü büyüktür. Geçmiş tecrübelerime ve düzenli takip ettiğim kalite araştırmalarının sonuçlarına baktığımda Fransız bir markanın sorunsuz (ya da az sorunlu) bir otomobil üretebileceğine pek ihtimal veremiyorum.

Ama C3 Picasso için Fransız otomotiv sektörünün bende doğurduğu şüpheleri taşımayan beyaz bir sayfa açtım, tarafsız bir şekilde dolduracağım. Bir araba eğer Jazz'a rakipse bu blogda mutlaka değerlendirilmelidir, geçmişte de böyle yapmaya elimden geldiğince özen gösterdim.

Bu sınıfta Citroen'den sonra Opel ve Ford'un birer çıkışı olacak. Bu modellerin tarihi şimdilik belli değil. Gerçi iki firmanın küresel krizden nasıl etkilendiğine bakılırsa bu modellerin çıkıp çıkmayacağı bile henüz net değil...

19 Mart 2009

Yeni fiyatlar

ÖTV indirimi çok geç de olsa geldi ve Jazz'ın liste fiyatlarını aşağıdaki gibi etkiledi:

Joy+ Düz: 26.972 TL.
Joy + i-Shift: 28.695 TL.
Fun+ Düz: 29.556 TL.
Fun+ i-Shift: 31.279 TL.

09 Şubat 2009

Kısa haber ve yorumlar

Uzun süredir yazmaya vakit bulamıyordum. Gerçi şimdi de vaktim yok ama çok haber ve yorum birikti.

- 1600 cc altındaki otomobillerde ÖTV %37'den %18'e iniyor.

- Yeni City Türkiye'de satışa sunulalı bir süre oldu. Fotoğraflarından içi de dışı da gayet güzel görünüyor ama eski kasanın aksine Jazz'dan daha yüksek fiyatlara sahip. İnceleyenlerin yorumlarını beklerim.

- Birkaç hafta önce hafta otomobilimi Honda Cem'e 1000 km bakımına götürdüm (sağolsunlar, hediye olarak 1000 km bakımında boya koruma yaptılar). Galerileri yeni Jazz doluydu. Kırmızısını ilk kez görebildim. Eski kasanın kırmızından bile çok daha canlı, albenisi yüksek bir renk. Bu kırmızı, yeni ve sert hatlı tasarımıyla Jazz'ı Type-R havasına sokmuş. Aklım kalmadı desem yalan olur.

- Yeni Jazz'ın CNET Avustralya editör notu, 10 üzerinden 8,6. Sadece üç olumsuz nokta sıralamışlar: "1- Eskisi kadar şirin değil, 2- İçerisindeki renkler fazla koyu, 3- iPod / iPhone bağlanamıyor".
Bunlara hemen kısa yorumlarım olacak: 1- Şirinliğinden kurtulması benim içimi rahatlatan bir tercih nedeniydi, 2- İç mekanda gerçekten açık renk seçeneği sunulmalıydı, ileride seçenek olarak sunulması lazım, 3- Türkiye'dekine iPod bağlanabiliyor.

- Motoring.co.za şöyle yazmış:
"Kullanıcı dostu terimi üstüne düşündünüz mü hiç? Bu, iyi bir ürünle muhteşem bir ürün arasındaki farktır. Apple'ın iPod'unu dünya çapında bir fenomene dönüştüren şeydir. Sadece iki düğmeye bastığınızda yemeği kusursuz şekilde pişiren mikrodalga fırındır. Güney Afrika Cumhuriyeti devlet dairelerinin sahip olmadığı şeydir.
Honda Jazz, kullanıcı dostu. Sadece bu yenisi değil, eskisi de. Bu özelliği Jazz'ın 115 ülkede çok iyi tanınmasını sağladı.Sanki Japonlar insanların otomobilden ne istediğini telepatiyle öğrenmiş ve bunu Jazz'ın bütün sistemlerine kusursuz bir şekilde uygulamış. Klimasından radyosuna, katlanan arka koltuklarından diğer her şeyine kadar. Beş kişilik arabada resmen on bardaklık var!"
- Sürüş yorumlarına devam: Düz vitesli ve 100 beygirlik aracımın performansından memnun değil, aşırı memnunum. Yol tutuşu konusundaki tatminim ise performansın sağladığının da ötesinde (Buna ek olarak VSA sisteminin çalışmasına toplam iki kere şahit oldum ve ikisinde de kusursuz bir iş çıkardı).
Bizde satılmayan 1.2 motorlu Jazz, Avrupa'da gerçekleştirilen bir dergi testinde 1.4 ve 1.6 motorlu süperminilerin karşısında ortalama bir derece almıştı. Bizdeki 1.4'ün aynı otomobiller karşısında çok daha yüksek bir derece alacağından eminim.
Bir de yüksek hızlardaki stabilite gerçekten eskisiyle karşılaştırılamaz derecede iyi. Bundan aylar önce karşılaştığım yabancı birkaç yorumda, 180'le giderken de 80'le olduğu kadar sağlam gittiği üzerine bir şeyler okumuş ve aynen aktarmıştım. 180 yapmış değilim ve bu iddiayı test etmeye niyetim de olmadı. Ama başıma şöyle bir şey geldi; TEM'de giderken en fazla 100'le yol aldığımı sanıp göstergede 160 gördüm. En ufak bir sarsıntı - titreme yoktu ve gayet oturaklı gidiyordu. Eskisinden çok daha sessiz olması da cabası. Yeni Jazz yere çok daha sağlam basıyor.
İçimi rahatlatan bir başka özelliği de rüzgarlardan eskisi gibi etkilenmiyor oluşu. İşin doğrusu, arabayı aldığımızdan geçen üç ay içinde rüzgarlardan etkilendiğine şahit olamadım. Etkilenmesi için çok daha sert rüzgarlar gerekiyor olmalı. Eskisinde haftada birkaç kez muhakkak yaşardım, yüksek hızlara çıkmam da şart olmazdı. Yeni kasanın aerodinamiği ve yanal güçlere direnci daha başarılı olmalı.

- Yeni kasada eskisine göre çok ufak ama konforu düşüren bir iki eksiklik var, yazmadan geçemem (JK'de zaten yazdığımız bir konuydu). Birincisi, vites göbeğinin aydınlatan sabit ufak ışığın artık bulunmaması. Tepedeki aydınlatmalardan, okuma ışıklarından vs. bahsetmiyorum. Eski Jazz'da farları yaktığınızda devreye giren fazladan ufak bir ışık vardı; klima düğmelerinin alt tarafında bulunur ve aşağıyı aydınlatırdı. Böylece anahtar, telefon, otopark kapısının uzaktan kumandası gibi ıvır zıvırı tepedeki ışığı açmaya gerek kalmadan kolayca bulurdunuz. Bu ışık yeni kasada nedense iptal edilmiş ve vites önündeki gözler zifiri karanlıkta kalıyor.

- Benim için bundan da üzücü olanı, ön sağ koltuğu kaydırmak için başlık hizasına konumlandırılan ek düğmenin iptali oldu. Bunun ne olduğunu açıklayayım; eskiden arka koltuğu yatırmanız gerektiğinde ön koltuğu öne kaydırmanız gerekebilirdi. Bu gerektiğinde de boşuna ön kapıyı açıp koltuk dibindeki levyeyle uğraşmayalım diye koyulmuş güzel bir ek düğme vardı. Çocuklu aileler bu düğmeyi koltuk yatırmanın dışındaki amaçlar için de kullanıyordu. Mesela bebeğinizin altını arka koltukta değiştireceksiniz, veya arka koltuğun altına ön koltuğu kaydırmanızı gerektiren bir yük koyuyorsunuz; öne geçmeye gerek kalmadan düğmeye basıp koltuğu öne itiyordunuz. Şimdiyse varsa öndeki yolcunun veya şoförün yardımına, yoksa ön kapıyı açıp koltuğu aşağıdaki klasik levyeden kaydırmaya mahkumsunuz. Bu düğmenin iptalinin olası nedeni, yeni Jazz'da arka koltukları yatırırken ön koltukları itmeye ihtiyacınızın olmaması. Ama birçok Jazz sahibinin bu düğmeden esas tarif ettiğim şekillerde faydalandığını biliyorum.

Aydınlatmadaki eksik ufak bir donanımla halledilmeyecek bir şey değil ama ön sağ koltuktaki faydalı düğmenin iptali çok fena olmuş.

- Tüketimde sürpriz yok; beklediğim gibi eskisinden de az yakıyor. Ancak evde çalışmaktan ötürü arabayı kullanmaya fazla fırsatım olmuyor. Üç ay oldu ama 2000 kilometreyi daha yeni geçebildik. Hatta bütün Şubat ayı tek bir depo benzinle geçti.

- İlk zamanlarda başka yeni Jazz görmüyordum ama son bir aydır Ataşehir'de birkaç tane görmeye başladım(*). Yeni kasada satışlar ne durumda ve en çok hangi renkler tercih ediliyor bilmiyorum ama gördüğüm bütün yani Jazz'lardan sadece bir griydi, diğerlerinin hepsi siyahtı.
Eski jazz'ımın bejinden de çok az görürdüm. Türkuaz da herhalde böyle a görülen bir renk olma yolunda. Siyah yeni Jazz'a çok yakışıyor ama içi de dışı da simsiyah bir arabayı şahsen iç karartıcı buluyorum.

(*) Aslında Ataşehir tam bir birinci nesil Jazz cenneti. Sabah evden çıkıp kızımla 1-2 kilometre ötedeki anaokuluna giderken park halinde 10-15 Jazz mutlaka görüyorum.

- Cam tavanın ne kadar ısı geçirdiğini görmeye başlayacağımız günler yaklaşıyor. Ne kadar ısı geçirmez olduğu iddia edilse de buna pek inanasım yok. Hava sıcaklığının 30-40 derece arasında oynadığı Temmuz günlerinde bu sene de 2-3 haftalık bir tatile çıkarız. uzun yolda sabahın erken saatlerinde ya da akşamüstü cam tavanın büyük keyif vereceği kesin ama güneşin dik açıyla geleceği saatlerde tavanı kapatmamayı hayal bile edemiyorum.

- Top Gear dergisinden Bill Thomas 1.2 motorlu versiyonu deneyip yazmış:

"Direksiyonu eski arabadan çok daha iyi. Daha oturaklı ve keskin bir his veriyor. Ayrıca arabanın sürüşü çok daha iyi, özellikle de bozuk zeminlerde. Otomobil daha sessiz ve eskisinden bile daha geniş. Bu küçük motorlu versiyon, neredeyse 1.4 kadar iyi. BMW'nin ve diğer firmaların bütün çabalarına rağmen sadece Honda'nın becerebildiği bir şekilde çok rahat devirlenen tatlı bir motoru var."