29 Kasım 2006

Bununla kaç etti?

Güney Afrika JD Power 2006 Kalite Araştırması, bu sefer daha farklı ve yenilenmiş yöntemlerle yapılsa da birinci değişmedi. Honda markalarda, Jazz da sınıfında şampiyon. Yepyeni modellerin varlığına ve rekabetin bu kadar artmasına rağmen 2001 tasarımlı ve 2005'te sadece ufak bir makyajdan geçmiş Jazz'ın hâlâ ortalığı silip süpürmesini (Kanada ve Amerika haberini vereli daha kaç gün oldu?) çok etkileyici buluyorum. Benzer bir durum diğer sınıflarda herhalde sadece Ford Focus örneğinde görülmüş olabilir. Soru: Ne düşünüyorsunuz, acaba ikinci nesil Jazz bu kadar başarılı olabilir mi? Yepyeni rakipler karşısında nasıl bir yaklaşımla bu başarı dalgası devam eder? Daha fazla donanım? Yenilikçi motorlar?

3 yorum:

serkan şimşek(serkaniyal) dedi ki...

Honda nın daha performanslı,daha ekonomik motorlar yapma gibi bi misyonu zaten her zaman var.Asıl önemli olan donanım zenginliğinden de öte;Bizleri derinden şaşırtan özelliklerine yenilerini eklemesi olacaktır...dışardan bakıldığında anlaşılmayan bir iç mekanın inanılmaz ferahlığı,koltuklarının sinemasal(espiri)katlanabilirliği,bagajın genişliği ve hemzemin oluşu gibi her arabaya nasip olmayan yanlızca jazza ait olan bu özelliklerin yenileri gelirse o zaman bu dalga tusinamiye dönüşür sanırım...Ayrıca malzeme kalitesinin ve işçiliğin şimdikinden aşağı kalır olacağını düşünmüyorum.Teşekkürler Barış!!!Sevgilerimle...

Barış Purut dedi ki...

Yorumun için sana da çok teşekkürler Serkan!

cemyarar dedi ki...

Soru: Ne düşünüyorsunuz, acaba ikinci nesil Jazz bu kadar başarılı olabilir mi?


Bu zor bir soru! Örneğin az önce Jazzcikardesler forumuna katılan yeni üyelerin yaşlarına bakıyordum. 19-20 yaşlarında gençler, 30 yaşlarındakiler ya da 40 küsür yaşındakiler...Hepsi de Jazz'dan o kadar memnunlar ki! Kısacası Honda, Jazz'la birlikte (Barış Purut'un çok sevdiğim tabiriyle) ZAMANIN RUHUNU yakaladı. Açıkçası Honda'nın bunu bilerek, hesap ederek yaptığını da düşünmüyorum. Hoş, bunu hesaplasa bile, zamanın ruhunu yakalamanın öyle hesaba kitaba gelmeyeceğini bütün mürekkep yalamışlar üç aşağı beş yukarı tahmin eder.

Oğuzhan İmamoğlu zamanında, Jazz'ın tıpkı Wolksvagen Kaplumbağa gibi klasikler arasına gireceği öngörüsünde bulunmuştu ki,bu bence de çok yerinde bir öngörüydü! Nitekim şu andaki bütün eğilimler (dünya çapında aldığı ödüller, genç-yaşlı, kadın-erkek demeksizin yapılan olumlu yorumlar) bu öngörüyü doğrulamakta!

Jazz, tıpkı öncülü kaplumbağa gibi markasının önüne geçerek kendi yolunu çizdi!

Sorumuza geri dönersek "ikinci nesil Jazz bu kadar başarılı olabilir mi?" Hani bir deyim vardır ya "cami yıkılır mihrap yerinde kalır". Karar verici ben olsaydım ne camiyi ne de mihrabı yıkardım. Ama arada bir halıları yenilemeyi, boya badanayı da ihmal etmezdim hani..