04 Kasım 2006

Düşük tüketim için ipuçları

Bir önceki yazımda haberini verdiğim EnergyWise Rally'yi düzenleyen AA Online'dan düşük tüketim ipuçları. Aklımı kurcalayan noktalar yok değil, onları da parantez içinde not olarak düştüm, her zamanki gibi fikirlerinizi beklerim:

Kısa yolculuklardan kaçının: Otomobiliniz motoru soğukken daha çok yakar.

Yumuşak sürün: Yavaş hızlanın, motoru yormayacak kadar erken vites değiştirin. Otomatiklerde de hızlanırken gaza yumuşak davranın ki şanzıman erken vites değiştirsin. (BP'nin notu: başka bir kaynakta da özellikle ara hızlanmalarda hedeflediğimiz hıza çıkabildiğimiz kadar çabuk çıkmamız gerektiğini okumuştum)

Önünüze iyi bakın: Yolda olup bitenleri takip edin, güvenlik mesafesine uyun ve böylece sabit hızı daha fazla koruyun. Böylece fren ve gaza daha az basarak tüketimi düşürebilirsiniz. Aracınızı ağır ağır ve daha uzun mesafede durdurun.

Virajları yumuşak alın: Viraja girmeden frenlere asılıp çıkarken de gaza yüklenmek yerine ağır ağır yavaşlayın, viraj çıkışında da gazı hafifçe verin.

Rampalar sizin için çalışsın: Düzlükte hızlanıp rampada gazı kesin, aracınız momentumuyla çıkabildiği noktaya kadar çıksın. (BP'nin notu: Bu bana sanki iki yöntem de aynı "iş"le, yani benzer tüketimle sonuçlanır gibi geliyor. Öyle ya da böyle, otomobilin ağırlığı o noktaya taşınmayacak mı?)

Otomobilinizi sevin: Doğru basınçlı lastikler, düzenli kontrol edilen rot-balans ve motorun tüketime olumlu etkisi olacaktır.

Klimayı kararında kullanın: Klima tüketimi %10'a kadar artırdığından sadece gerekli olduğunda kullanın. Arka cam rezistansı gibi donanımların kullanımı da tüketimi artırdığından görevi bittiğinde kapatmayı unutmayın. (BP'nin notu: Tüketime dikkat etsem de klimayı fazla dert etmiyorum. Jazz klima açıkken diğer otomobillerin kapalı klimalı halinden düşük tükettiğinden "önce konfor" diyorum, öyle olmasaydı da klimayı yazın kapatmazdım!)

Yükü düşük tutun: İyi bilindiği üzere daha ağır bir otomobilin motoru daha sıkı çalışmak zorundadır. Bagajınızda unuttuğunuz yükleri sadece ihtiyacınız olduğunda taşıyın. (BP'nin notu: Sürekli taşıdığımız puset, mini buzdolabı, bebek koltuğu gibi yükler 30 kiloyu buluyor. Bu, aracımın yolculu ağırlığının %2,5-3'ü eder, herhalde senede fazladan yarım - bir depo demektir. Arabayı az tüketmesi için değil, işimizi görmesi için alıyoruz, hiç sorun değil)

Rölantiden kaçının: 30 saniyeden uzun süre duracaksınız motorunuzu kapatın. (BP'nin notu: "...ve kışın meselâ karınızı arabada beklerken donun". Sadece tüketim değil motor sağlığı açısından da çok doğru bir öneri ama yazın sıcakta ya da kışın soğukta beklemem gerektiğinde bunu nasıl uygulayacağımı bilemiyorum)

Sürat yapmayın: Daha hızlı sürmek ille de gideceğiniz yere daha çabuk ulaşacağınız anlamına gelmiyor. 110 km/s yerine 100 km/s ile gitmek, tüketimde yaklaşık %13'lük bir düşüş anlamına geliyor. (BP'nin notu: Elbette doğru. Hatta 90 yerine 80'le gitmek daha da şaşırtıcı bir tasarruf sağlıyor)

- Bunlara ek olarak "Motorun tork eğrisini öğrenin ve aracınızı ona göre kullanın" diye bir madde de eklemek isterim. Hatta "Gerekmedikçe camlar açık sürmeyin" ve "Eğer fiyat/performans oranı mantıklıysa motorun sıkıştırma oranının desteklediği oktandaki yakıtı kullanın" türünde öneriler de faydalı olabilir.


4 yorum:

cemyarar dedi ki...

Evet, 90 yerine 80'le gitmek kesinlikle tasarruf sağlıyor ama şu an uydurduğum bir atasozünde de vurgulandığı üzere, "önemli olan 80'le gitmek değil, 80'i tutturabilmek." İbre tam 80'de sabitlesinsin de ben de sabit hızla gitmiş olayım diyerekten çektiklerimi bir ben bir de sağ ayağım bilir (biz hep CVT'ciyiz).

Burdan sizin aracılığınızla sesleniyorum yetkililere "daha ne kadar zaman tuğlalı cruise control'e devam edebilir ki bu en asil duyguların insanları"

Barış Purut dedi ki...

Düz sağolsun, çok kolay sabit hız tutturmak. Benim şanzıman düşünmez, öyle "dur bakayım hangi sonsuzuncu vitese geçeyim" gibi planlar yapmaz :)

gökçe aydın dedi ki...

Izninizle ortalığı azıcık matematiğe bulayayım.

Bir otomobilin hareketine karşı direnç gösteren kuvvetler şu formüle göre belirleniyor:

F = a + bV + cV^2

burada V aracın hızıdır.

Otomobilin gücü yani birim zamanda tükettiği enerji Güç = Kuvvet*Hız formülüne göre hesaplanırsa, V sabit hızıyla ilerleyen bir otomobilin üretmekte olduğu güç P = aV + bV^2 + cV^3 olur. Ancak güç birim zamanda tüketilen enerji olduğu için ve hız arttıkça zaman kısalacağı için bu formülü yine V ile bölmek gerekir. Yani, bir mesafede aracın tükettiği enerji için E = a + bV + cV^2 formülü geçerlidir. Rampa çıkışında yerçekimi kuvvetini yenebilmek için harcanan enerji burada a sabitinin içinde yer alır. Otomobil düzlükten rampaya vurulduğunda gözükür ki rampa büyüyünce a katsayısı büyür. Bu durumda da yokuş çıkmanın tüketimi etkisini azaltmak için yokuşta hızınızı korkumaya çalışmazsınız, hızınızın düşmesine izin verirsiniz böylece bV + cV^2 değerini aşağıya çekerek yokuşta fazla yakıt tüketmezsiniz.

Bir de tabii otomobil motoru sürtünmeli bir sistem. Sürtünmeden kaynaklı enerji kayıpları var. Yokuşta hızınızı korumak isterseniz muhtemelen vites küçültüp motora devir yaptıracaksınız ve motoru döndürmek için harcayacağınız enerji artacak.

Fizikle ilgili meseleler gelince hep liselerde bize ezberletilen sürtünmesiz sistemlere gidiyor aklımız maalesef. Halbuki hepimiz biliyoruz ki gerçek hayatta sürtünmesiz sistem diye bir şey yok. Böylece araya bir de eğitim sistemi eleştirisi sokuşturuveedüm:)

gökçe aydın dedi ki...

Bu arada diğer söylediklerinize de katılıyorum. Az yakacağım diye otomobili işlevsizleştirmeyi ya da kendime eziyet etmeyi hiç doğru bulmam. Bunu yapacağıma hiç otomobil almam daha iyi. İstanbul'da yaşamaya başlayınca anladım ki İstanbul'un toplu taşıma sistemleri hiç de fena değil aslında, onları kullanırım. Ama otomobil aldıysam da nimetlerinden yararlanırım.