13 Eylül 2005

Ucuz atlatılmış bir kaza

Geçen hafta eşimi işyerinden almaya giderken hep korktuğum türden bir olay yaşadım.

Bulunduğum yoldan sola sapmak üzere (Yapı Kredi'nin yanından İşkule'ye doğru çıkan ufak yokuşa) sinyal verdim. Karşı yönden gelen minibüs de durup yol verdi. Tam şoföre kısa bir kornayla teşekkür edip önünden geçerken, minibüsün sağ arkasından hızla gelen motosikleti gördüm. Büyük ihtimalle minibüsün yol vermek için durduğunu anlamamış, genel trafik sıkışıklığı devam ediyor zannederek sağdaki dar boşluktan basmış geliyordu.

Gördüğüm anda bütün gücümle frene bastım, hızım da düşük olduğu için aniden durdum. Motosiklet sürücüsü de beni farkettiği anda frene asıldı ancak duramadı. Duramadı ne demek, aslında durdu fakat tamponuma çarparak durdu. Bayağı da sarsıldı, motosikletin arkası havalandı, durumu zar zor toparladı.

Hemen iyi olup olmadığını sordum, neyse ki bir şeyi yoktu, tamponumda çarptığı yere baktı, bir şey yok dedi, özür diledi ve yoluna devam etti. Ciddi
bir kaza olmadığına sevinmekten arabaya bakmak aklıma bile gelmedi.

Eşimin işyerinin önüne park ettikten sonra çıkıp motosikletin çarptığı yere baktım. Tam plakayla farın arasındaki hizadan dokunmuştu, herhangi bir göçme yoktu, ancak ilginç başka bir şey vardı. O motosikletin lastiğinin izi, bütün tamponda boydan boya bir şerit halinde duruyordu. Yani ön tampon, lastiğin bütün izinin çıkacağı kadar içeri göçmüş ve tekrar düzelmişti. Bana tek kalan, ıslak bir bezle lastik izlerini silmek oldu.

Darbe emici tampon Jazz'a özgü bir şey değil elbette, Jazz'dakinin diğerlerine göre nasıl olduğunu da bilemiyorum. Ancak bu kadar basit bir özelliğin bile kazanın sonucunu ciddi şekilde etkilediği kesin. Tamponun darbe emici değil de sert olması halinde iki taraf için de bir sürü masraf ve iş çıkacaktı. Daha önemlisi, belki de motosikletin sürücüsü arabamın kaportasının üzerine ya da yana düşerek zarar görecekti.

Birilerinin uzun yıllardır milyon dolarlar harcayarak araştırıp geliştirdiği bir detayın hiç beklemediğim bir anda işime yaraması gerçekten güzel bir duygu.

5 yorum:

ruhsenk dedi ki...

ustad gecmis olsun ucuz atlatmissin

Celal Murat KANDEMİR dedi ki...

Gecmis olsun.

Oğuzhan İmamoğlu dedi ki...

Barış geçmiş olsun, ama bu kaza sayesinde jazz'ın bir güzel özelliğinin gerçekliğinide test etmiş olduk sanırım:)

Ahmet Aksoy dedi ki...

Geçmiş olsun Barış Bey, maalesef bir motorcu olarak bu gibi, trafiği bilmeden motor kullananlara çok kızıyorum. Tamam birçok araç sürücüsü özellikle benim gibi scooter kullananları yok sayıyor ama bu dikkatsizlik yapmak için bir neden değil tabi. Bu araba her geçen gün bizleri şaşırtmaya devam ediyor. Hala Getz'le, Fabia ile, Palio ile karşılaştırmaya çalışanlar var. Benden gerekli yanıtı da alıyorlar.
Kazasız günler dileğiyle

cemyarar dedi ki...

5 ay onceydı, jazzı alalı daha 3 gun olmustu. Sabah ışe giderken nasıl oldu anlamadım ondeki arac birden firene bastı; bende bastım ama duramayıp arkadan vurdum. Hızım da 50 ya da 60'dı. Sanırım Jazz'a alısma devreyesinde oldugum icin firenlere yeterince guclu basamadım. Neyse ben sok ıcerisindeyken, arkadan vurdugum makam arabasının (Ankara'da oldugumu hatırlatmama gerek yok sanırım :)soforu ınıp arkaya baktı ve eliyle "hadi eyvallah" işareti yapıp gıttı. Dusunun ben daha arabanın ıcındeyim. Ama vurdugumda cıkan sesin, oyle eyvallah geçiştirilecek cinsten olmadıgını dusunurken, plakanın sag tarafındaki tamponun içeri girdigini gordum. Bunun dısında bişey yoktu. Yani Jazz tıpkı Barış'ın kazasındaki gibi, darbeyi absorbe etmişti. O zamanlar (tabi henuz yeni almanın sevinciyle) bayagı bir uzulmusken su an bu absorbe ozelliginin ne buyuk dertlerden beni kurtardıgını goruyor ve Jazz'a teşekkur ediyorum.