11 Ağustos 2005

İkinci nesil Jazz hakkında ilk bilgiler

Şu ana kadar yeni Jazz hakkında pek çok iddia duymuştum ancak büyük bir kısmının yanlış olduğu ortaya çıkmıştı. Nihayet yayınlandığı çeşitli forumlarda "Honda'nın isteği üzerine silinmiştir" ibaresi belirmeden hemen önce yakalayabildiğim ilk bilgi kırıntıları aşağıda. Bunların bir kısmı, 2002'den beri çoğu ülkede en çok satan modelleri olan Jazz'a büyük önem verdiklerini söyleyen Honda CEO'su Takeo Fukui'nin kendi ağzından edinilmiş bilgiler.
Yeri gelmişken not: İngiltere'de en çok satılan 5 kapılı otomobil Jazz. Honda'nın İngiltere'de sattığı her dört arabadan biri yine Jazz. Avrupa genelindeki manzara da İngiltere'dekine yakın.

1- İkinci nesil, ilk kez 2006 ilkbaharında ortaya çıkacak ve yeni kasasıyla Amerikan pazarına da girecek. Not: 2006 baharında ilk kez ortaya çıkacak olması, önce büyük bir fuarda sergilenmesi anlamına geliyor. 6 ay kadar sonra da, tahminen 2006 sonu veya 2007 başında satışına başlanır.

2- Yeni Jazz 2 santimetre daha uzun (3845>3865 mm) ve 2 santimetre daha geniş (1675>1695 mm) olacak.

3- Yan darbelere daha dayanıklı kapılar olacak (Honda CEO'su Takeo Fukui'nin deyişiyle yandan bir SUV çarpmasına dayanacak sağlamlıkta).
Not: Euro Ncap testinde 5 üzerinden zaten 4 alan Jazz'ın 2. neslinde artık 5 yıldızın hedeflendiğini umuyorum
.

4- Perde hava yastıkları standart veya üst seviye donanım olarak güvenlik paketine eklenecek.

5- En azından Amerika'da satılacak olanlarda baz motor (ya da tek seçenek) 1.5 litrelik bir SOHC, bunun halihazırdaki (bizde satılmayan) 1.5 VTEC mi yeni bir I-DSI mı olacağı belirsiz.
Not: Jazz'larda şu anda bulunan motor seçenekleri 1.2 I-DSI, bizde 1.4 adıyla geçen
1.3 I-DSI ve 1.5 VTEC.
Not 2: Ahmet Aksoy'un katkılarıyla, gerçekten de bir 1.5 I-DSI motorun varolduğunu öğrendim, ancak gücü çok az artırılmış: 88 hp. Şu andaki 1.3'ün gücünün 83, 1.2'nin ise 76 beygir olduğunu hatırlatayım.
http://asia.vtec.net/Reviews/VTECCityPrev/


Şimdilik öğrenebildiklerim bu kadar. Şahsen Jazz'ı çok bozmayıp zaten sade, güzel ve benzersiz olan ana hatlarını orijinal Mini ve Kaplumbağa'da yapıldığı gibi korumalarını ümit ediyorum.

Jazz'dan o kadar memnunum ki daha fazla ne isteyeceğimi pek bilemiyorum, motoru, mekanik kalitesi, işçiliği, malzemeleri, genişliği, kullanışlılığı tamamen aynı kalsa bile kabulüm, fazlasına da hayır demem elbette. Kişisel beklentilerim daha çok detaylarla ilgili, onları da önem sırasına göre diziyorum:

- 6 ileri düz vites. Düz vitesli Jazz kullanıcıları beni anlayacaktır, yüksek hızlarda bir 6. vitese geçme ihtiyacı doğuyor, ayrıca daha yüksek hızlarda daha da düşük yakıt tüketimi de iyi olur. Böylece CVT şanzımandaki gibi çok düşük devirle yüksek hızlara çıkmak mümkün olabilir. Umarım düz vitesi tamamen ortadan kaldırmazlar.

- Standart koruma çıtaları. Bu kadar önemli ve gerekli bir parçanın aksesuar olarak satılması bence en büyük eksiklik, bu araba güzel görünsün diye yaptırılacak bir makyaj değil.

- Yüksek hızlarda daha iyi rüzgar izolasyonu. Jazz'la 150'nin üzerine ayda yılda bir çıkıyorum ama çıktığımda da az bile olsa ses gelmemesini istiyorum. Sayıları çok olmasa da bazı Jazz sahiplerinin daha düşük hızlarda da ses geldiğinden şikayetçi olduklarını duydum. İşçilik açısından Jazz'ın tırnağı olamayacak eski arabamız Rover 200vi'da bile ancak 220'den sonra rüzgar sesi gelirdi.

- Daha geniş bir torpido gözü. Şu andaki torpido gözünün iki katlı oluşu çok pratik fakat klima filtresinin yeri sebebiyle küçük kalıyor.

- MP3 / AAC çalabilen müzik sistemi ve/veya iPod desteği, CD değiştiricidense bu çok daha iyi olur.

-Tavan gözleri. Aksesuar olarak satılıyor ancak artık standart olmalı.

Yeni Jazz'da görmek isteyeceğiniz başka detaylar varsa lütfen siz de yorum olarak girin. Bir şeyi değiştireceğini pek sanmam ama böyle bir listeyi Japon Honda'ya yollamak gibi bir hayalim var, en azından sadık Jazz sahipleri ve 2. nesil müşteri adayları olarak buna hakkımız olduğunu düşünüyorum.

4 yorum:

yazimasasi dedi ki...

'79 model bir Accord'um vardı bir zamanlar; arka stop lambalarından hangisinin yanmadığını gösterge tablosundaki ışıklı şemada görebiliyordum; dahası, o model bir otomobilde bile yüksek hızlarda ne yol ne de motor gürültüsü duymazdım içeride. Demem o ki, sanırım bütün Honda kullanıcılarının, beklentilerini belirlerken Accord'u incelemelerinde yarar var. Burada Honda hakkında olumsuz görüşler belirtmek istemem ama, ülkemizin tipik ortahalli insanlarından biri olarak, iki yılda bir görünüm ve teknoloji değiştiren bir markaya yönelmekten açıkçası kaçınıyorum artık; bu eğilimdeki markaların ülkemizdeki sektör paylarının zaman içerisinde azaldığını gözlemlemek zor değil; hangimiz yolda kendi otomobilimizle aynı marka ve modeldeki ama ondan daha genç, daha sağlıklı ve daha yakışıklı/güzel bir arkadaşıyla karşılaşmaktan hoşlanır ki! Bakın, siz de şimdiden yeni kasayı ve teknolojiyi merak etmekte ve hatta onu satın almaya hazırlanmaktasınız; bence, kullanıcı memnuniyetini oluşturan ölçütlerden biri de alının ürünün ilk alıcısı tarafından kullanım ömrüdür; kullanıcılarını sık sık yenisini almaya yönelten bir markanın yanlış bir üretim stratejisi izlediğini düşünüyorum; bir ürünün kullanıcı memnuniyetini test etmenin ve geliştirmenin daha ekonomik yolları da olsa gerek. Sanırım, otomotiv sektöründe Avrupa ile Uzak Doğu menşeli markalar arasındaki önemli farklardan biri de bu.

Barış Purut dedi ki...

Selamlar,

"Burada Honda hakkında olumsuz görüşler belirtmek istemem" sözünüze teessüf ederim. Öyle bir hava verdiğime inanmak istemiyorum. Elbette dilediğinizi yazabilirsiniz. Hayatta hiç bir konunun fanatiği olmadım, sadece meraklıyım.

Demek istediğinizi anlıyorum ve hak da veriyorum. Ancak arabanın imkanım olduğu müddetçe yenisini tercih ediyorum.

Yeni tasarım ve teknolojileri elimden geldiğince takip ederim, 20 sene önceki buzdolabımı, çamaşır makinamı, bilgisayarımı kullanmadığım gibi o kadar eski bir arabayı kullanmayı da - dediğim gibi imkanım olduğu sürece - tercih etmiyorum. Yenilikleri seviyorum, bir sonraki arabamın kendi kendine parketmesini ya da gitmesini, mümkünse benzinle - motorinle değil hidrojenle çalışmasını, kaza yapmamasını, yaparsa da ne karşı tarafa ne içindekilere zarar vermesini istiyorum, ayrıca en güvenli çocuk koltukları en sağlam şekilde takılabilsin istiyorum. Bunların olması için de yeni ve özellikle devrimci teknolojiler barındıran modelleri alarak teknolojik gelişmeleri destekliyorum.

Bir hatanız var yalnız, onu düzeltmem gerekiyor. Ne Honda, ne de başka üreticilerde iki yılda bir değişen bir model yok aslında. Son 30 senedir otomotiv sektöründe yaklaşık 5-7 senede bir model yenileme yönünde bir eğilim var. Mercedes'inden Daihatsu'suna kadar bütün üreticiler bu şekilde davranıyor. Bunun doğru olup olmadığı başka bir konu. Artık bir modelle 10 - 15 sene idare etmeye kalkarlarsa satışlar çok düşer. Bunun için yeni model yapmak zorundalar, yeni modelleri satmak için de artık gerçekten ciddi yenilikler koymak zorundalar. Eskiden olduğu gibi arabanın tamponuna krom çıta yapıştırıp bir de far grubunu değiştirerek "yeni model" diyemiyorlar.

iki yılda bir tasarımı değişen araba yok, ancak altı - yedi senede bir değişmeyen araba da kalmadı diyebilirim, ne Avrupa, ne Uzakdoğu, ne Amerikan markalarında.

Ahmet Aksoy dedi ki...

Selamlar,
5.Maddedeki motor seçeneklerine aşağıdaki linkte bahsi geçen L15A kodlu 1.5 i-DSI motoru da ilave edebilirmiyiz acaba ?

Ahmet Aksoy dedi ki...

Pardon linki unutmuşum
http://asia.vtec.net/Reviews/VTECCityPrev/